Eskiden bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemezmiş araları o kadar kötüymüş ki bir gün yaşlı bir aktara gidip durumu anlatmış: "Onu zehirlemeliyim demiş kadına fakat bunu öyle bir yapmalıyım ki kimse fark etmesin." yaşlı aktar ona bir toz vermiş. "Bunu her gün yemeğine çok az karıştır fakat aranı düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin." demiş Cidden gelin kaynanasının her yemeğini çok az beyaz tozdan karıştırıp, 1 ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmaya başlamış. Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin. "Bu ilacın panzehirini istiyorum" demiş. "Niye" diye sormuş aktar. "Zehirlediğimi anlamasın diye kakayınvalideme farklı davranmaya gülümsemeye ve saygı göstermeye başladım. Bu sefer onun da bana olan tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu; şimdi benim en iyi dostlarımdan biri. Onun ölmesine müsaadeedemem." Yaşlı aktar "Sana verdiğim zehir sadece tuzdu" demiş."O bir parça tuz bugüne kadar kaç insanın arasını düzeltti sana anlatamam."
Tilkinin teki ağaçta bir et parçası görmüş. Tam yiyecekken bakmış ete bir bomba bağlı, bubi tuzağı! Biraz uzağında saatlerce beklemiş, hedefi eti yemek ama nasıl yiyeceği konusunda fikri yok. Birazdan aslan gelmiş, eti görmüş, ilerlemeye başlayınca tilkiyi fark edip kıllanmış:
"Ne o tilki kardeş, eti niye yemedin?"
"Üzerinize afiyet olsun aslan kardeş, ben oruçluyum, sen buyur."
"Haa öyle mi" demiş aslan, afiyetle yumulmuş ve bubi tuzağı gürültüyle infak etmiş. Aslan bir tarafa uçmuş. Aslan "Ah oh!"derken bir bakmış, tilki eti hapur hupur götürüyor. Bağırmış:
" Hayvan herif hani oruçluydun sen?"
Tilki cevaplamış: " Ağabey top atıldı,sesi duymadın mı?"