Meraklıydım. Binlerce soru zihnimde yanıp sönüyor, babam sonsuz bir sabırla her şeyi tek tek anlatıyor, birisinin elinden kaçırdığı bir balon gibi hissettiğim o yıllarda göğe doğru yükselirken müşfik cevaplarıyla beni ayağımdan yakalıyordu.
Yağmur niyetine çamur yağdı üzerimize. Yağmur yağınca daha da karardı gök. Nihal’i düşündüm. Nihal’i düşündükçe aydınlandı içim. Kafamın patırtısı dindi. Kalbim çiçeklendi. Yaşam benden vazgeçmemiş, bana yeni bir sevme ihtimali yollamıştı. Yeni bir sevme, sevilme ihtimali. Lekesiz, ellenmemiş, yorulmamış bir ihtimal. Basılmamış kar. Girilmemiş bahçe. Kaçırmadığım, henüz kaçırmadığım bir tren.
İnsan insanı bağlayan yegane şey sevmekten başkası değildi; ne olursa olsun, bir insanı eskimeyen, durduğu yerde kıymetlenen, olanı biteni unutturan bir sevgiyle sevebilmek varabileceğin en üst mertebesiydi bu işlerin.