İnsan var oldukça gölgesi de olacaktır, olmalıdır da. Çünkü ışık varsa gölge vardır. Burada bize düşen karanlıkla bütünleşmekdır. Onu Yoksaymak faydasız aksine tehlikelidir. Onun dilini anlayıp ulaşmaktır çözüm.
Bana kalırsa inanç insanın en güçlü silahlarından biri olan düşünceyi dışlamaz. Ama ne yazık ki inananların pek çoğu bilimden ve psikolojiden o denli kopmuş halde ki, ezelden beri insanın kaderini hükmeden gizemli psişik güçlere karşı gözlerini kapatıyor. Bizler her şeyi gizemlerinden ve sırlarından soyduk. Artık hiçbir şey kutsal değil.
Kendinizi yaşınızı baz alarak inşa ettiniz çok katlı bir bina gibi düşünün. Her kat yeni bir yaşantı ve anıya, eşyaya sahiptir. Her yeni yaşta üstüne yeni bir kart çıkar, yeni deneyimler ve yeni eşyalar eklersiniz. Yetişkinlikte çocukluk zamanlarınızı ait katlarda hala canlı olan, hala daha çocukluk durumda kalan parçalar da sizinledir. Travmalar bir hatırlamak istemediğiniz acı verici deneyimler de… Yetişkin bilincinizle yapmanız gereken şey bu parçalarla uyumlu hale gelip düzenlemek ve kişisel bilinçdışımızı bilinçli hale getirmektir. Yani kişisel çok katlı binanızın içindeki basınç dengesini ayarlamak, her katta nefes alabileceğiniz konforlu odalar yaratmak ve ağırlık merkezini dengelemek.
Ruhun zenginliği imgelerde gizliydi ve bu da dünyanın yarısı demekti. Ruh zenginliğini kaybeden insan dış dünyaya kapılırdı, dış dünyanın arzu ve korkul sarmalında kırbaçlanarak hayatını tüketir ve bir budalaya dönüşürdü. Ruhunu beslemeyen içindeki karanlığı beslerdi.