Oysa cinselliğe eğilişim de, tıpkı sosyalistliğe ya da batıcılığa eğilişim kadar, insanı, özellikle çağdaş insanı anlayabilmek isteğimden doğuyor. Onun için de söyle diklerimi kesin hiçbir yargıya bağlamayacağım.
Hal böyleyken, ne diye Tanzimat sonrası edebiyatımız cinsel konularda anlaşılmaz bir auto-censure içine girmiş, Karacaoğlan ve Nedim bu ülkede yaşamamış gibi, acaba ne diye bütün cinsel konularda elimiz ayağımız ve en kötüsü dilimiz bağlanmıştı? Batı'nın 19. yüzyılda ancak uyanıp kurtulmaya çalıştığı sahte erdemliliğe biz
mi sahip çıkıyorduk yoksa?
Bazı insanlar vardır, yanında yaşadığınız sürece önemini ve etkisini duymazsınız, sürekli karşı çıkışlarınız, vırt zırt takışmalarınızla, ona karşı özerkliğinizi koruduğunuzu sandığınız bile olur, fakat ayrılmayagörün, yaşantınızda ne önemli etkileri olduğu ve olacağı hemen
anlaşılır