Üniversitedeki "öğretenler/ öğretim elemanlarıyla", "öğrenciler" arasındaki gösterge (bilgi, kültür) değiş tokuşu bir süreden bu yana danışıklı dövüşe dönüşmüş olup, buna bir de insana acı veren bir duyarsızlık eklenerek (duyarsızlaşan göstergeler toplumsal ve insancıl ilişkilerde bir soğumaya yol açmıştır) bir psikodramayla desteklenen simulakrlar (yani yitirilmiş bir çalışma ve bilgi değiş tokuşu yerine utanç verici bir yakınlaşma, bir Oidipus kompleksi türünden bir duygu alışverişi ya da pedagojik bir ensest ilişki talebi almıştır) görünümü almıştır.
Bu açıdan üniversite insanları anlamını yitirmiş bir değer konusunda umarsızca eğitmeye çalışan bir yer olmayı sürdürmektedir.