Ninninin yoksul kadınlarca yaratılmış olduğunu (metinleri de bunu gösterir) unutmamalıyız. Bu kadınlar için çocukları birer yüktür, çoğu kez taşıyamadıkları ağır bir haçtır. Çocuklar birer neşe kaynağı değil, kâbustur ve doğal olarak anneler çocuklarına, sevgi dolu olsalar da, hayattan bezginliklerini ninnilerle anlatmaktan kendilerini alamazlar.
.
.
.
Bana Tanrı verdi
kucağımdaki bu bebeği
sarmasın diye kollarım
Vitorio adlı sevgiliyi.
Yanıyor gençlik, ve sahipleri gibi başıboş
ağır öküzlerin ardında, iyi çekilmeyen sabanlar
kâh sürükleniyor, kâh tarıyor,
daha önceleri yarıp geçtikleri toprakları.
- Don Luis de Gongora
Bir metaforun hayat bulması için iki temel unsura ihtiyacı vardır. Biçim ve eylem alanı. Merkezde bir çekirdek ve bunu çevreleyen bir perspektif. Çekirdek, ilk kez kar şılaşıldığı için şaşırtıcı olan bir çiçek gibi açılır, fakat onu saran ışıkta çiçeğin adını bulur ve kokusunu içimize çekeriz. Metafora hep görme duyusu (kimi kez yüceltilmiş bir görme duyusu) hükmeder, fakat onu sınırlayan ve ona gerçekliğini veren de yine bu görme duyusudur.