Seviyorum seni, sevgilim, çünkü,
çocukların oynadığı ambarda
düşleyerek Macar âvizelerini
ılık uğultusunda öğle sonunun,
kar koy unları, kar süsenleri görüp
alnının karanlık sessizliğinde.
Ay, ay, ay, ayy!
Alıyorum bu «seni hep seviyorum» valsini.
Gün doğuyordu. Kimseler
yansımadı sert havada
açık kalmış gözlerine.
Ölmüş de sokakta kalakalmış,
göğsünde de bir hançer,
hem de tanımıyor onu kimseler.
Ama ben savaşı tanıdım! Bir milyon ölü! Bir milyon sürgün! Bu kanlı dikenin insan belleğine sonsuza dek saplanmış olarak kaldığını düşünebilirdik. Ama, şimdi Faslı muhafızlar önünde geçit törenine katılan bu çocuklar o korkunç tarihteki gerçeği bilmiyorlar belki.
Çünkü hiç kimse kalmadı ekmeği, şarabı bölüşecek
Hiç kimse ölümün ağzında ot yetiştirecek
Hiç kimse dinlenmenin dokusunu liflerine ayıracak
Hiç kimse fillerin yaralarına gözyaşı dökecek
Sadece bir milyon demirci var sadece
Geleceğin çocukları için zincirler döğen
Bir milyon marangoz
Haçsız tabutlar çakan
Ve sadece bir yas kalabalığı
Baloya az kala düğmelerini çözen,
Diyorum, Güvercini aşağılayan o adam konuşmalıdır
Sütunların arasında çırılçıplak haykırmalıdır