Yoldan geçen biri, benim gülümün tıpkı size benzediğini düşünebilir. Ama o tek başına sizin gibi yüzlerce gülden daha önemlidir. Çünkü suladığım, üzerine cam fanusla örttüğüm, rüzgardan koruduğum, kelebek olsunlar diye ayırdığımız iki-üç tanesi dışında uğruna tırtıl öldürdüğüm, şikayet ettiğinde, böbürlendiğinde ya da bazen hiç bir şey söylemediğinde bile dinlediğim çiçektir o. Çünkü o benim gülümdür.
“Mesela öğleden sonra dörtte geliyor olsan, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Saat dört olunca da heyecandan yerimde duramaz olurum. Ne kadar mutlu olduğumu gösteririm sana. Ama eğer kafana göre bir saatte gelirsen, kalbimi seni karşılamaya ne zaman hazırlamam gerektiğini bilemem. Bunu bir tören gibi düşün…”