... Söylemeyi belki de en çok sevdiğim şey, insanların üçboyutlu olduğu. Fakat kötü bir ânımda aklıma gelecek en son şey de bu olabilir. Herkesin birden fazla yönü var ve mutluluk ile mutsuzluk aynı anda var olabiliyor, her şey göreceli. Dürüst olmak gerekirse, benden başka kimse bana tepeden bakmıyordu.
... Ta derinlerime bakmak hep zor geliyor. Özellikle de negatif duyguların tam ortasındayken. Nasıl tarif etsem? Her şeyin yolunda olduğunu biliyorum ama gerçekten de yolunda olduğunu devamı kontrol etmekten de kendimi alamıyorum ve bu süreçte kendimi mahvediyorum gibi. Bugün de öyleydi. Devamlı sızlanasım geldi. Birine sırtımı dayayıp üzgün olasım geldi. Bana göre üzüntü, en rahat, en tanıdık ve elimin hemen altındaki duygu. Günlük hayatımla bütünleşmiş bir alışkanlık
BİR VARLIK OLARAK "BEN"
"Bir şeyi bir mantığa oturtmanın nesi yanlış?
Gayet makul bir savunma mekanizması bu. Hissettiğiniz üzüntünün ya da kararlarınızın arkasındaki nedenleri anlamaya çalışıyorsunuz sadece."
...Buraya gelmek için çok çalıştım. Şimdi de severek yaptığım bir işten para kazanıyorum. Bunun kendim için doğru yol olup olmadığına dair bir endişem yok. Tek istediğim bu işte daha iyi olmak. Bu bana yeter; kendimi başkalarıyla kıyaslayarak neden kendime işkence ettim? Yirmi yaşındaki halim, bugünkü hâlimle tanışsa mutluluktan ağlardı. Bu da bana yeter.