Daima savaştayım. Onlarcasına ya da yüzlercesine karşı ben. Daha yukarısını saymak bir noktadan sonra imkânsız. Düş-manlarınızın sayısı arttıkça daha çok yoruluyor ve morali-niz düşüyor. Belki de halihazırda moraliniz bozuktu zaten. Kazanamıyor ve kazanmayı düşünemiyorsunuz bile.
Sorun tabii ki özsaygım. Kendimi o kadar aşağılıyorum ki başkalarının gözünden onaylanmaya çalışıyorum. Fakat bu kabul edebileceğim türden bir onay olmadığından, bunun bana verebileceği tatmin de sınırlı ve çok geçmeden bundan sıkılıyorum. O yüzden bir başkasının arayışına giriyor ve sonunda sevilmenin beni tatmin edemeyeceğine inanıyorum. Sevdiğim biri beni sevmediğinde ve başkası beni sevmeye başladığında kahroluyorum; her türlü kendime başkasının gözünden bakıyorum. En nihayetinde kendi kendime işkence ediyorum.
Elime geçen pozitif herhangi bir şeye şüpheyle yaklaşırdım. Zor bir şey yapmayı başarsam ya da güzel bir elbise giysem bile başarımın o kadar mühim olmadığına karar verirdim; elbisenin gücü de kaybolurdu. Asıl sorun bunun insanlar için de geçerli olmaya başlamasıydı. Biri beni sevdikçe onlardan bir o kadar sıkılıyordum. Daha doğrusu sıkılmak değil de, gözümde ışıl ışıl parlamayı bırakıyorlardı.