Bahar Güleç Calda

... "Such, Such Were the Joys" (İşte Bunlardı Mutluluklar) başlıklı otobiyografik makalesinde onlardan, "Değişmez kuralların çeteleri," diye söz etmişti. Onlar zevk ve sefa içinde yaşıyorsa, Orwell sıkıntı çekmeliydi; onlar yakışıklıysa, Orwell çirkin olmalıydı ve onlar duyarsız ve zalimse, Orwell vicdanlı olacaktı. Kısacası Orwell kendisini, sağlıklı, güzel ve paralı insanların dünyasıyla burslu okuduğu Eton Koleji'nin tam karşısında bir yerde konumlandırıyordu.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Meyer, bunu Orwell'in, "mutlu bir yaşam şansını sabote etme ihtiyacı" olarak açıklıyor. Kronik suçluluk duygusu taşıyan yazar normal, orta sınıf bir yaşam sürdüremiyordu. Hem kendi ayrıcalıkları hem ülkesinin emperyalizmi yüzünden hem de Birinci Dünya Savaşı'na yetişemediği için suçluluk duyuyordu. Elbette babasının Hindistan İmparatorluk teşkilatındaki kariyeri ya da büyükdedesinin Jamaikalı kölelerden elde ettiği kazancın sorumlusu o değildi. Kendi doğduğu yıla kendisi karar vermemişti, savaşacak yaşta değildi. Belki de St. Cyprian Okulu'nda burslu okurken zengin züppeler onunla alay ettiği için böylesine geniş bir vicdan sahibi olmuştu.
Sayfa 134·Kitabı okudu
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 15:28
Sanırım bir kitap yazsam, bu kitap olurdu. Yani içi o kadar ben, sen, biz ki... Herkesin zaman zaman buna benzer şeyler yaşadığına eminim. Genel olarak kitap yayınevinde çalışan bir kadının psikiyatriste gitmesiyle başlıyor ve seanslardaki diyaloglardan oluşuyor. Yer yer iş hayatı, yer yer özel hayat.. Aynadaki yansımasını farklı bulmasına kadar içinizden parçalar bulabilirsiniz. Okuyun, okutun mutlaka..
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma

Bahar Güleç Calda

, bir kitap okudu
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
14 günde okudu
·
2025 21. kitabı
Baek Se-hee
6.5/10 · 8,5bin okunma
... Toplumun önündeki personamı, altında yatan şeyin bir kılıfı olarak görüyorum, hiçbir ışığın geçemediği bir zar gibi. O zardan geçemeyen içsel düşüncelerim içimde çürüyor. O yüzden düşüncelerim hiçbir zaman temiz değil, içsel çürümemin içinde iyi bir şey bulmak zor. Süzgeçten geçirilen çamurlu su nasıl hâlâ kahverengi akıyorsa, tekrar tekrar üstünden geçtiğim düşüncelerim de karanlıkla dolu. Bunu süslü kelimeler ve benzetmelerle gizlemeye çalışıyorum.
Sayfa 139·Kitabı okudu