Bahar Güleç Calda

...Zen üstatları diğer şeylerin yanında, dünyanın gelip geçiciliğinin de farkına varırken şeylerin, duyguları acıtan basitliğinin de tadını çıkarıyorlardı: Budistler buna tathātā, ya da "böylelik" der. Bu anlamda, karesansui meditatif bir araçtı; Kazancakis'in ruhani alıştırmalarından biriydi: Dünyevi şeylere açlık duymamayı hatırlatıyordu.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
...1935 yılının bahar aylarında Kazancakis kendisini hayatla tıka basa doldurmaya devam ediyordu: şıpıdık terlikler, on altıncı yüzyıldan kalma paravanlar ve taş fenerler arasındaydı. Yunanistan'daki karısı Eleni'ye yazdığı mektupta, "Bütün Japonya'yı yüklenip sana getirebilsem ve omuzlarına bir kimono gibi sarsam," diyordu.
Sayfa 155·Kitabı okudu
"Hayat boş bir gölgeden ibaret olsa da, ben onu erdem, neşe ve acının toprağı ve havasıyla tıka basa dolduracağım!" diye haykırıyordu Odysseus.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Bu anlamda, élan vital Kazancakis'in kendi edebî ve felsefi yönelimlerinin metafizik karşılığıdır. 1957'deki ölümünden üç yıl önce, "Biraz dinlenmek istiyorum," diye yazmıştı, "ama bu nasıl olacak? Acelem var. İçimdeki sesin acelesi var ve hiç acıması yok." Kazancakis'in ta en sonuna kadar bakışı bu oldu: mücadele, fedakârlık ve gelip geçici dönüşüm.
Sayfa 160·Kitabı okudu
"Düşüncelerimiz aptalca ve belirsiz olduğu zaman dil çirkinleşir fakat dilimizin derbederliği de aptalca düşüncelere kapılmamızı kolaylaştırır," diye yazmıştı. Orwell'e göre açık ve net yazabilmek ve düşünebilmek ahlaki bir sorumluluktu. Bu netlik olmayınca, kelimeler güzelce sıralanabilir ama doğru olmazlardı.
Sayfa 139·Kitabı okudu