Bahar Kaplan

İnsan türü olarak diğer tüm canlılardan daha az korunaklıyız. Olası salgın hastalıklar karşısında devasa bir hedef kitleyiz. Düşünsenize, bizden milyarlarca var. Sürekli hareket, birbirimizle temas halindeyiz. Üstelik kırılganız. Sadece fiziksel açıdan iyi olmak yeterli değil; ruhsal bakımdan da iyi olmamız gerekiyor, sağlıklı kalabilmek için
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam
İş hayatının artan talepleri kadınlar için mevcut şartları daha da zorlaştırıyor. Toplumsal ve kurumsal bazda cinsiyet eşitliği sıkça dillendirilse de kadına biçilen roller kolay kolay değişmiyor. Çalışan kadınlar ve eşleri arasında adaletli bir iş ve sorumluluk dağılımı yok. Çoğu kadın tüm ev işini, çocuk bakımını yalnız başına omuzlamak zorunda kalıyor. İş yerinde biten mesaisinin ardından evdeki mesaisi devam ediyor. Erkekler ise eşleri tarafından zorlanmadıkça ev işlerinden uzak durmaya çalışıyorlar. Bu durum kadın için daha fazla iş yükü ve stres anlamına geliyor.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Yediğimizi, içtiğimizi, gezdiğimizi, göstermezsek kendimizi yaşadığımıza nasıl ikna edeceğiz? Pazar günümüzü bir restoranda, popüler bir etkinlikle geçirmez ve sonra o etkinliği sosyoekonomik seviyemizin bir kültürel göstergesi olarak sosyal medya hesabında paylaşmazsak sınıfsal statümüzü koruduğumuzdan nasıl emin olacağız? Kimi insanlar kayıt altına geçiremedikleri hayata inanmıyor, medyaya koyamadığı deneyimlere bir değer atfetmiyor artık.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
İnsanlar iş yapmaktan çok, iş yaptıklarını kanıtlayacak göstergeleri paylaşma derdine düşüyor.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Yeni nesil için her şey daha da zorlaşıyor. Sınavlar, rekabet, iş bulma, hayat pahalılığı, kalabalıklaşan şehirler... Kendilerinden öncekilerin kolayca elde ettiği birçok şey için çok fazla mücadele etmeleri gerekiyor. Daha tembel ya da şımarık değiller. Sistem daha adaletsiz ve talepkâr hale gelirken dönüp yeni nesli suçlamak gerçek sorunu hasıraltı etmek olur.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Reklam