Okudagez

Okudagez
@baharscl
Öğretmen
Lisans
Mardin
Tekirdağ, 1987
139 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.··
2026 1. kitabı
Baran Saldanlı, 1988 doğumlu bir mühendis. Sonsuzluğun Eşiği onun ikinci kitabı. İlk kitabı “Varım! Ama Neden?”, daha çok akla hitap eden bir sorgulama alanı açıyor. İlk kitabında daha çok Kuantum mekaniği, görelilik teorisi, sicim teorisi, astronomi gibi bilimsel disiplinleri; Allah’ın varlığı, kutsal kitapların kaynağı ve ilahi düzenle ilişkilendirerek ele alıyor. Sonsuzluğun Eşiği ise ilk kitapta kurulan zeminden yola çıkarak yeni bir farkındalık alanına davet ediyor okuru. Bu yüzden bir “devam kitabı” olmasa da, "Varım! Ama Neden?" okunduktan sonra 'Sonsuzluğun Eşiği'nin çok daha derin anlaşılacağını söyleyebilirim. Yazar, ilk kitabında aklı uyandırmayı, bu kitabında ise gönlü huzura erdirmeyi hedeflediğini söylüyor. Kitabın ilk 50 sayfasında; – evrenin başlangıcı ve sonsuzluğu – boşluk ve hiçlik arasındaki fark – paralel evrenler – kara delikler, tekillik – kuantum deneyleri (çift yarık, Schrödinger’in kedisi) vb. tüm bu kavramların Kur’an’daki karşılıkları işlenerek ilk kitabın kısmen bir özeti yapılıyor. 50. sayfadan sonra ise kitap yön değiştiriyor ve artık manevi bir yolculuk başlıyor; Hak, ruh, nefis ve akıl Kulluk bilinci Cennet ve cehennem anlayışı Külli akıl, ilahi akış Ölümden sonra inancın işleyişi vb. Tüm bu başlıklar, yine bilimsel temellere dayandırılarak ve ayetlerle desteklenerek ele alınıyor. Allah’ın zatının doğrudan idrak edilemeyeceğini; fakat O’nun sıfatlarının yansımalarıyla bilinebileceğini söylüyor. Bu noktada çok çarpıcı bir soru geliyor: “Biz Allah mıyız?” Burada rablik mertebesiyle kulluk mertebesi arasındaki fark net bir şekilde inceleniyor. İlerleyen sayfalarda yaratımın katmanları anlatılıyor. Sicim teorisindeki 10 + 1 boyut meselesi, metafizik bir okumayla ele alınıyor. Özetle; Allah’ı daha iyi tanımak, ilahi sistemi kavramak
Sonsuzluğun EşiğiBaran Saldanlı · Destek Yayınları · 2025119 okunma
Reklam
9/10
·56 syf.··
2025 16. kitabı
Merhabalar bugün sizlere genç yaşta olmasına rağmen büyük başarılar elde etmiş, karşılaştığı zorluklara rağmen pes etmeyip çağımızın eğitim neferlerinden biri olmayı başarmış genç öğretmen ve yazarımız Ümit Keleş'in "Eğitimde Yeni Bir Ufuk" isimli Türk Eğitim Tarihi ile ilgili araştırma, inceleme ve eleştiri türündeki kitabından bahsedeceğim. Bu kitap, Türk eğitim sistemini tarihsel, ideolojik ve pedagojik temelleriyle ele alarak, yeniden inşa edilmesi gereken alanlara eleştirel bir perspektiften yaklaşmaktadır. Atatürk ilke ve inkılapları çerçevesinde şekillenen eğitim anlayışının, günümüz koşullarında nasıl sürdürülebilir ve işlevsel hâle getirilebileceği sorusu kitabın temel problematiğini oluşturmaktadır. Yazar; eğitimi yalnızca kurumsal bir yapı olarak değil, toplumsal dönüşümün asli unsuru olarak konumlandırmakta; birey, toplum ve gelecek arasındaki ilişkiyi çok boyutlu bir çerçevede tartışmaktadır. Eğitim bilimleriyle ilgilenenler, öğretmenler ve akademisyenler, eğitim politikaları üzerine düşünen okurlar için analitik ve referans niteliğinde bir çalışmadır. Kitap toplam 5 bölümden oluşmaktadır. 1. bölümde Atatürk ilkeleri ve eğitim, Atatürk'ün eğitim felsefesi, eğitimin önemi ve toplumsal kalkınmadaki rolü üzerine durulmuştur. 2. bölümde devletçilikten dışa bağımlılığa, Türkiye'nin ekonomik ve eğitsel sorunları üzerine durulmuştur. 3. bölümde eğitim ve din ilişkisi, günümüzdeki somut durumun incelenmesi başlığı yer almaktadır. 4 bölümde köy enstitüleri ve maarif kongresi hakkında bilgilere yer verilmiştir. 5 bölümde ise kitabın başlığı olan; Türk eğitim sisteminin yeniden inşası ve Atatürk ilkeleri ile sürdürülebilir daha adil bir gelecek inşa etmek üzerine çözüm önerilerine yer verilmiştir.
Eğitimde Yeni Bir UfukÜmit Keleş · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202535 okunma
8/10
·480 syf.··
2025 15. kitabı
Bir varmış, hep varmış.... Merhabalar, Nevit Dilmen'in yazmış olduğu Binbir Işık Noktası isimli masal kitabı 144 masaldan oluşuyor. Her biri birbirinden farklı konulara dokunuyor ama özünde hepsi aynı yere hizmet ediyor: İnsanın kendini iyi hissetmesine Masalların isimleri benim çok hoşuma gitmişti oldukça yaratıcı ve özgün buldum; "Fırtınadaki Yolcular, Ulaş ve Altın Şelale, Ulaşılmaz Yerler, Cesaretin Anahtarı, Küçük Huzur Ormanı, Dikkat ve Çaba İlkesi, Sarkaç Diyarı, Üç Dostun Efsanesi; Çam, Bambu ve Erik Ağacı, Mutsuz Işık, Ormandaki İki Oduncu, Kalbi Ters Olan Salyangozun Masalı, Kurbağanın Cesareti ve Solucanın İsyanı..' gibi Ama beni en en en çok etkileyen şey ise şu oldu: Bu masallar “Bir varmış bir yokmuş” diye başlamıyor. “Bir varmış, hep varmış” diye başlıyor. Yani yokluğu, hiçliği, olumsuzluğu daha en baştan dışarıda bırakıyor. Okurken insanın içini karartan değil, tam tersine içini onaran, sakinleştiren, yumuşatan bir dili var. Her yaştan herkesin okuyabileceği; kendiniz için, çocuklarınız için, ailenizle birlikte sessiz bir akşamda,
Binbir Işık NoktasıNevit Dilmen · Yedi Çift Yayınları · 202565 okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2025 14. kitabı
Kitap ışık hızıyla bitti... Evet tam da öyle oldu. Öykü desem öykü değil, roman desem roman değil, tıpkı kitabın konusu gibi arada sıkışmış kalmış bir tür ile geldim. Arada sıkışmış kalmış diyorum çünkü; kitapta 2125 senesinde yaşayan Arda ile 2025'te yaşayan Nur arasındaki aşkın imkânsızlığını ve bu zaman farkının yarattığı engellerle nasıl savaştıklarını okuyacaksınız. Arda 2125'te yaşayan bir bilim insanı, "zaman yankısı protokolü" ile ilgili çalışmaları var. Nur ise 2025'te yaşayan sıradan bir kadın... Arda'nın çalışmaları sırasında bir şekilde zamanlar arası çarpışmada karşılaşıyorlar ve birbirlerine aşık oluyorlar. Sonra aralarındaki bu aşk imkansızlıklarla sınanıyor.. Aşk acıları çekiliyor vs. Fakat bunların hepsi o kadar hızlı oluyor ki, okurken "bu nasıl bir kurgu?!" dedim. Bilmiyorum belki yazar bunu özellikle hissettirmek istemiş olabilir. Tıpkı günümüzde yapay zekaların çoğu konuyu hızlıca çözmesi ve merak duygumuzu tatmin etmesi, ilişkilerin de aynı hızla başlayıp bitmesi gibi konulara vurgu yapmak istediği için böyle kısa ve hızlı bir anlatımı seçmiş olabileceğini düşündüm. Yoksa kitabın konusu çok güzel ama anlatım biraz daha uzun olabilirdi. Yorumlarımın olumsuz eleştiri gibi algılanmasını istemem kesinlikle, kitabı beğendim ama daha uzun soluklu olmasını isterdim Bu kadar hızlı akıp giden 60 sayfalık bu kitapta tutup yakalayabildiğim ve kalbime dokunan aıntıları şuraya bırakıyorum; Bir gün birisi gelir ve seni, senin bile bilemediğin bir yerden sever. Ve sen bunu ilk başta fark etmezsin. Çünkü zaman bazen gözle değil, kalple yürür. Ve asıl gerçekliğin tüm sırları o yolda çıkar karşımıza. Gerçek olmak illa dokunmak mı sence? Bazen birisine en çok görmeden de hissedersin. Sen benim sesimi duydun. Tepki verdin. Bu seni bir simülasyon değil bir
Zamanın Ötesindeki AşkAbdurrahman Avcı · Ange Yayınları · 202542 okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2025 2. kitabı
Dehşetin Günlüğü, korkunun kelimelere sığmış hâli. Sayfalar ilerledikçe kendini kaybetmeye hazır ol! Bir lanet, bir sır, bir kabus defteri, her satırda biraz daha derine battığın bir işkence günlüğü... Yazardan okuduğum bu ilk kitap; korku, gerilim ve polisiye tarzındaydı. Okurken etkisinde kaldığım, "hayır hayır yapma" diye içimden geçirdiğim çok fazla satır oldu. İşkence sahneleri özellikle film sahnesi gibi anlatılmıştı. Okurken hep şunu düşündüm "bu nasıl bir hayal dünyası?!". Bu yüzden yazarla tanışmayı ve sohbet etmeyi çok isterdim açıkçası. Korku dolu satırlarla buluşmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim. Cesareti olanlar okusun, diğerleri sadece duysun
Edebiyat
Dehşetin GünlüğüBuğracan Tuğçin Güder · İkinci Adam Yayınları · 2025179 okunma
Reklam