Bu yüzden, bir prens, uyruklarını soymak zorunda kalmamak, kendini savunabilmek, yoksul ve aşağılanan birisi durumuna düşmemek, açgözlü olmaya zorlanmamak için cimri diye anılıyorsa, bunu fazla önemsememelidir; çünkü bu, hükmünü sürdürmesini sağlayan kusurlardan biridir.
...buna karşılık, prenslerin, silahtan çok zevklerini düşündüklerinde devletlerini yitirdikleri görülmüştür. Devleti yitirmene yol açan ilk neden, bu uğraşı ihmal etmektir; devleti ele geçirmeni sağlayan neden ise, bu uğraşın ustası olmaktır.
Öyleyse, vardığım sonuç şu: Hiçbir prenslik, kendi ordusu olmadan güvende değildir; tersine, zor durumlarda onu inançla savunacak güçten yoksun olduğu için, tümüyle talihin buyruğu altındadır. Ve bilge kişilerin görüşü ve savsözü hep şu olmuştur:
Quod nihil sit tam infirmum aut instabile quam fama potentiae non sua vi nixa.*
Dipnot metni:
* (Lat.) Hiçbir şey; kendi gücüne dayanmayan bir iktidarın ünü kadar zayıf ve değişken değildir. [Tacitus, Annales, XIII, 19] (Ç.N.)
Hekimlerin verem için söyledikleri burada da geçerlidir: Başlangıçta bu hastalığı iyileştirmek kolay ama teşhis etmek zordur; zaman geçtikçe başlangıçta teşhis ve tedavi edilmediği için hastalığı teşhis etmek kolaylaşır ama iyileştirmek zorlaşır. Devlet işlerinde de aynısı olur: Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde (bunu ancak uzak görüşlü birisi yapabilir) çabuk iyileştirilirler ama bu hastalıkların görülmemesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin
verilmesi durumunda artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz.
Çünkü sorunlar önceden görüldüğünde çareleri kolayca bulunur; ama kapına dayanmalarını beklersen hastalık artık iyileştirilmez hale geldiği için ilaç çok geç kalmış olur.