"Tanrım, bana kitap dolu bir ev, çiçek dolu bir bahçe ver."
#Konfüçyüs

Meltem Tekeli, Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk'u inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bazı kitaplar vardır. Seveceğime emin olduğum ama tam verim alabilmek için en doğru zamanı beklettiğim. Puslu Kıtalar Atlası gibi, Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk gibi. Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk'un beni çeken ilginç bir havası vardı. Uzaktan uzaktan takip ettiğim, kavuşma vaktimizin yavaş yavaş yaklaştığını hissettiğim kitaptı o. Derken sürpriz bir kargoyla kavuştuk kendisiyle. Üstelik sevgili kitapdostum Murat Sezgin 'e sözkonusu kitaba ne kadar ihtiyacım olduğundan hiç bahsetmediğim halde seveceğimi düşünmüş. Bu nasıl güzel bir histir.

"Son zamanlarda bir düşüşteyim. Kelimenin tam anlamıyla bir düşüş bu. Ayağa kalkmaya çalıştıkça yeniden tökezliyor ve daha da dipte buluyorum kendimi. Sanki bir kuyudayım ve sesimi kimseye ulaştıramayacakmışım gibi de korkuyordum. Ancak son aylarda öyle güzel kargolar aldım ki Türkiye'nin dört bir yanından. Huzur ve mutluluk çıktı içlerinden hep. Haberleri bile olmadan yüreğimdeki yaraların varlığından; sarıp sarmaladılar. "Ne güzel insanlar biriktiriyorum," diye düşündüm tam da o zaman. Kiminle, nerede olduğunuz, ne yaptığınız hiç önemli değil. Yüreğinizin ellerinden kim tutuyor önemli olan sadece bu. Şu ve ya bu sebepten, hatta belki de sebepsizce, ve ya çözümü olmayan bir derde üzüldüğünüz zamanlarda da üzgün olduğunuzu söylemekten çekinmeyin. İzin verin onlara ihtiyacınız olduğunu bilsin insanlar. Bu zayıflık değildir. İzin verin, başka ruhlar dokunsun ruhunuza, çünkü ancak o zaman çiçekler açacak ruhumuz." Dedim kargoyu alınca. Oysaki o zaman henüz kitabı okumamıştım bile. Hemen başladım ama.

"Ölüm sebebi olarak da şunu yazardı ölüm raporuna: Aşırı duyarlılık." (sy. 94) diyen bir kahraman ile de böyle tanıştım. Kahraman dediğime bakmayın, kendini öyle görmek istese de içten içe hiçbir zaman bir kahraman olamadığı için utançla dolu bir adam bu. Hatta "akut bir utanç sorununun tetiklediği depresyondan muzdarip" (sy.131) olduğunu iddia ediyor. Ne kadar da ilginç değil mi? Bir insanın en ufak ayrıntılarda boğulup gitmesi ve bunun tamamen bir sorun haline dönüşmesi. "Bir bahçe çitinin direğine takılmış çocuk eldiveni kimseyi duygulandırmıyor." (sy.9) diyor mesela kahramanımız. Haydi itiraf edin, kim dikkat ediyor o eldivenin yalnızlığına ve melankolisine? Melankoli sürekli olduğunda ruha zarar verse bile arada ihtiyacımız yok mudur? Birazcık duyarlılık kimsenin mi işine gelmez?

Sevgili kahramanımız çok sarsıcı olaylar yaşadıktan sonra bile kendini iyi hissedebilmesi için başını önüne eğmiş bir köpek görmesi yeterli oluyor. Öyle ince bir gözlem yeteneği var ki, bunu mesleğe dönüştürebilse ne kadar da mutlu bir hayatı olurdu. Yarısı yenmiş bir kek görerek başlattığı bir düşünce zincirinin uçları nerelere gidiyor. Yahut çok sıradan bir cümle bile sırf ahengi için hoşuna gidebiliyor. Ne dersiniz; birazcık incelik öğrenmemiz gerekmez mi? Ama sadece birazcık. Aşırı duyarlılık da sağlığa zarar. Yoksa yaşanacak gibi mi bu hayat?

Özlemin bir evin bahçe kapısı olduğunu göreceksin, zamanla sınırlarını genişlettiğin bir evin eşiğinde, tahammülünün gülünç imlâsını iliştirip saçlarına, şöyle diyeceksin;

'Seni bir eserin anlatamadığı kadar seviyorum...'

https://youtu.be/FgB-njOCG38

MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başımın içini solmaya başlamış bir bahçe gibi hissediyorum.

Kafka Okur Sayı 19, KolektifKafka Okur Sayı 19, Kolektif
salih, Küçük Bahçe'yi inceledi.
 13 saat önce · Kitabı okudu · 12 günde

Çetin Altan'ın hayatının zor günlerini kurgusal olarak anlattığı romanlarından biri. Asıl karakter Bay X'in hapishaneden çıktıktan sonra, küçük bahçede bir şezlongda oturarak, hayal ettiği yaşamlara girip çıkar, ama gerçekte bunların hiçbirini yaşamaz. Her hayalden sonra yine kendini şezlongda oturur bulur X.
Kendini bir boşluğa ışınlanmış olarak gören X, kendisinin yapayalnız hisseder ve bu hayata ait görmez. Aslında burda X, Çetin Altan'ın bizzat kendisidir. Her zaman X'ler de vardır çevremizde ama biz farketmeyiz X'leri. Çünkü romandaki gibi farketmemiz istenmez yalnızlaştırılıp, yok edilmeye çalışırlar. X ise sorar "Neredeydiniz arkadaşlar?"

https://www.youtube.com/watch?v=UixfFXfx9_o

'' - Neredeydiniz hocam? Arkadaşlar nerede? Bütün o koşuşturmalar, o eylem planları, paylaştığımız her şey nerede? Bir şeyler söyleyin hocam. O kalabalıklara ne oldu? O meydanlara sığmayan kalabalıklara, üç beş kişiden bahsetmiyorum. Mümkün mü yüz binlerin aynı anda unutması her şeyi?

- Kimi adını değiştirdi, kimi yüzünü. Hatta kalbini bile değiştirenler oldu Ali. Kimi kayboldu, senin gibi derinlere düşmeseler de...''

Sahi, o kalabalıklara ne oldu?

Bu arada kitap 1977'de yazılmış, ben Özgür Yayınları tarafından basılmış 2. Baskısından okudum 1984 basımı, benden daha eski olan kitaplara bayılıyorum. Şuan telif hakları İnkılap Yayınevinde diye biliyorum ama yeni baskılarını yapmıyorlar galiba ki hiçbir yerde bulamıyorum, kitap siteleri dahil.

salih, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi

Teypte "Bir türbe ki ömrüm, gelen ağlar giden ağlar" diye bir şarkı çalıyordu.

Küçük Bahçe, Çetin Altan (Sayfa 189 - Özgür Yayıncılık 1. Baskı 1985)Küçük Bahçe, Çetin Altan (Sayfa 189 - Özgür Yayıncılık 1. Baskı 1985)
salih, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi

Ne işi vardı ne de konuşacak biri.
Toplu, örgütlü ve coşkulu direnmelerin ötesinde, ışıklandığın boşlukta tek başına yaşamak için direnmenin korkunçluğunu bilen kaç kişi vardı?..

Küçük Bahçe, Çetin Altan (Sayfa 166 - Özgür Yayınları 2. Baskı 1984)Küçük Bahçe, Çetin Altan (Sayfa 166 - Özgür Yayınları 2. Baskı 1984)
salih, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi

Ne anlama yaşadığı sorusuna verecek bir yanıtı yoksa kıpırdayan bir cesetten ne farkı vardı?

Küçük Bahçe, Çetin Altan (Sayfa 166 - Özgür Yayınları 2. Baskı 1984)Küçük Bahçe, Çetin Altan (Sayfa 166 - Özgür Yayınları 2. Baskı 1984)
Gül, bir alıntı ekledi.
17 saat önce

Takatim yok o kadar
Kelimeler ölsün istemem.
İsterim ki kelimeler bahçe havuzumda kırmızı balıklar gibi yüzsünler
Defterlerimi bu sene annem kaplasın.
İçimi ezmesin isterim tren sesleri.

Pulbiber Mahallesi, Didem Madak (Sayfa 28 - Metis Yayınları)Pulbiber Mahallesi, Didem Madak (Sayfa 28 - Metis Yayınları)