Gerillalar genellikle ne der, bilir misiniz? İsyanlarının ekonomik savaşla durdurulamayacağını, çünkü zaten bir ekonomiye sahip olmadıklarını ve devirecekleri kişinin sırtından parazitçe beslendiklerini söylerler. Oysa o salaklar kaçınılmaz olarak ödemek zorunda kalacakları bedelin farkında değildir. Hep aynı hatalara düşerler. Bu hataların aynısını kölelik sistemlerinde, sosyal devletlerde, kast sistemli dinlerde, sosyal bürokrasilerde.. kısacası bağımlılık yaratıp bunları sürdüren her sistemde görebilirsiniz. İnsan parazitliğe alışınca, konaksız yaşayamaz hale gelir.
Ne olduğum ancak zamansızlığın farkındalığıyla anlaşılır; o farkındalık ki ne teşvik eder ne de yanıltır. Benliksiz ve merkezsiz bir alan, ölümün bile sadece analoji haline geldiği bir alan yarattım. Sonuçlara ulaşmak umrumda değil. Hiçbir hedefi ya da arzusu olmayan, kusursuzluk ve hatta başarı hayali bile kurmayan bu alanın varlığına izin veriyorum, o kadar. Her yerde mevcut olan ilkel farkındalık, bu alandaki tek şey. Bu evrenimin pencerelerinden içeri akın eden ışık.
-Çalıntı Günlükler-
Monarşinin ve benzeri sistemlerin işleyişinde, tüm politik formlar için geçerli bir mesaj vardır. Her hükümetin bu mesajdan faydalanabileceğini sahip olduğum bellekler sayesinde biliyorum. Hükümetlerin yönettikleri halka faydalı olabilmeleri ancak doğalarında var olan tiranlık eğilimi dizginlenirse gerçekleşir. Monarşinin öne çıkmış niteliklerinin yanı sıra bir takım iyi yönleri de vardır. Devlet bürokrasisinin boyutunu ve asalaklığını azaltabilirler. Gerektiğinde hızlı karar alınmasını sağlayabilirler. İnsanoğlunun kadim ataerkil (kabilsel/feodal) hiyerarşi talebini karşılarlar, ki bu hiyerarşide herkes yerini bilir. Yerini bilmek önemlidir, bu yer geçici bile olsa. İnsanın aynı yerde kalmaya zorlanması bunaltıcıdır. Bu yüzden tiranlığın ne olduğunu en iyi şekilde, yani örnekler vererek öğretiyorum. Bu yazdıklarımı binlerce yıl sonra okuyacak olsanız bile tiranlığım unutulmayacak. Altın yol’um sayesinde unutulmayacak. Artık mesajımı bildiğinize göre, herhangi bir hükümete yetki verirken son derece ihtiyatlı olacağınızı umuyorum.
-Çalıntı Günlükleri-
“Hiçbir şey kaynağından kopuk değildir,” dedi Leto. “Gelecekleri görmek, kesintisiz bir akışı görmektir; herşey bu akıntının içinde, şelalenin dibinde oluşan kabarcıklar misali şekil bulur. Onları görürsün, sonra da akıntıda yitip giderler. Nehir sona ererse, kabarcıklar hiç var olmamış gibi olur.
“Zaman, aynı zamanda mekan olabilir Moneo. Her şey nerede durduğuna, nereden baktığına ya da ne duyduğuna bağlıdır. Bunun ölçüsüyse bilincin kendisidir.”