Belki de yalnızlığını inkâr etmek için bu kadar çok çalışıyordu. E.'nin temel sorunu yalnız bir adam olduğunu kesinlikle kabul etmemesiydi. Oysa yalnızlık insanın varlığına içkindi, bunu reddetmek insanın böbrekleri olduğunu reddetmesi gibi bir şeydi, saçmaydı.
Dünya eskiden de böyleydi, şimdi de böyleydi, gelecekte de böyle olacaktı.
Oysa milyonlarca kitap yazmış, milyonlarca kitapta milyonlarca iyi niyetli düşünceler üretmiş, insan denen varlığı anlamaya çalışmış insanın hâkim olduğu dünyanın böyle olmamasını umardı insan.
Birbirimizde yaralar açıp onları sarmakla geçti gençliğimiz. Kapandığını sandığımız o yaraların sızısı hiç dinmedi. Halbuki ben başka türlü inanmıştım aşkımıza, sandım ki seni sevdiğimde bu bizi iyi edecek, başımızı okşayacak, üstümüzü örtecek, hiç bulutlanmayacak gökyüzü, acıkmayacağız, susamayacağız bir daha.