baliris

Reklam
9/10
·56 syf.·
2020 8. kitabı
"Sen artık hicbir şey istemiyorsun.Senin yerine başkaları istiyor ve sen seni istemelerine bile sesini çıkarmıyorsun, bu bir suç..." '' Sen özgür olmayı yeterince istemezsen işte o zaman seni ele geçirirler''..Kitabın başlarında okudugum en vurucu cümle budur. Sen istemedikçe sana hiçbir şey yaptırmazlar. Düsturumuz budur..Şartlar ne olursa olsun sen ne istediğini belli et, kararlı ol,ör duvarını ki insanlar onları aşamayacağını anlaşın.Sınırlarını bilsinler...Aksi taktirde kukla olursun ,ipi eline geçiren oynatır seni.zaman geçmiş bakmışsın ki sen sen değilsin..İçine döndüğünde sen de kendine saygı duymayan birine dönmüşsün.. Barışın içinden karşı tarafa savaşa baktığında anlamsızlığı görmüyor musun.? Kitabın ana karakteri her ne kadar ferdinand olsa da onu tetikleyen,hesaplaşma yaşamasını sağlayan,kafasında şimşekler çaktıran, ampuller yanmasına sebep karısı pauladir..Kitap boyunca söyledikleri ferdinandı güçlendirdi ve bi silkelenip noluyo dedirtti.. Paulanin söylediklerinin altina imzamı atarım. Şu şekilde; neden sen senin ait olmadığın, kesinlikle tarafın olmadığın bir savaş için sırf 3-5 kişi memnun olacak diye,aslında çok da mutlu olduğun o aşamaya getirmek için çabalar sarf ettiğin mutlu hayatına sırt ceviresin ki..Ne için ne uğruna.. "İnsan bir halkın üyesi olabilir; fakat halkı çıldırdıgında kendisinin de çıldırması gerekmez"..itiraz etmeyen ,karşı koymayan herkes suçludur.-Haksızlığa susan dilsiz şeytandır dememiş mi Peygamberimiz... Her zaman savunurum doğru olduğunu düşündüğüm tezimi Paula dolayısıyla zweig agzindan duymak aklın yolu bir dedirtti..Zaten Zweig'in okuduğum her kitabında beni içine alan, bunu ben yazmalıydım,yazsam ancak nacizane böyle yazardım,yazmaya çalışırdım dediğim satırları oluyor.Yillar sonra elimizden düşürmeden
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
8/10
·236 syf.·
2020 9. kitabı
"Sevgi denen duygunun insanin bütün bedenini nasıl ele geçirebileceğini ilk kez anladım." Diyor yazar..Eminim tüm anneler bebekleri doğduğu anda ,onlarla ilk karşılaşmalarında bu duyguyu dibine kadar hissetmişlerdir..Ki ben bir görüşte aşka bu anda inandım.. Kendimi dinlemeye, içe dönmeye bol bol vaktimin olduğu bu süreçte okuduğum ve her okuyuşta bana yeni şeyler katacağını düşündüğüm bir kitap oldu.Bu tür kitaplara biraz ön yargılıyımdır..Hatta IŞIĞIN YOLU 'na daha önce de bir kez başlamama rağmen tamamlayamadım. Ama bu kitapla önyargılarımı kırdığımı, aslında güzel bir kişisel gelişim kitabında kendimizden ne kadar çok şey bulabileceğimizi anladım.. Her anne gibi çocuğuma yetemediğimi düşünüp arayışlara girdiğim bi dönemde tekrar okumaya karar verdim.Cocugumla nasıl bi bağ kurmalıyım ki ilerde kendine güvenli, geçmişiyle sorunları,hesaplaşmaları olmayan bir birey yetiştirebileyim sorularıma başlangıç cevaplar aldığimı söyleyebilirim. Başlangıç cevaplardan kastım bu kitabın verdiği temel bilgiler ışığında bağlanma çeşitleri, ne bileyim cocuklukta hatta anne karnında bile yaşanan herseyin tüm yaşamımıza nasil etki ettigini farklı.farkli kaynaklardan araştırıp okuyabilirim.. Kitapta Aysenurla kızı ışık arasındaki ilişkiler ağırlıklı anlatılıyor ama etrafında herkesle ilişkilerinden de söz ediyo tabi yanlış anlaşılmasın..Aslında bi roman ama okurken düşündüren, aa bak hakikaten yer yer bu bana da böyle olmuştu dedirtebilen, düşünürken de yeni şeyler öğreten bi kitaptır Işığın Yolu...Tavsiye ederim.Hatta özellikle yeni anne olacaklar ya da olmuslara .Bu tür konulara ne kadar erken başlarsak aslında çocuklarımızla ilişkilerimiz daha sağlıklı olur..Ben kendi adıma biraz geç kaldığımı söyleyebilirim... Kitabın 120-121.sayfalarında stacey ve michaelin
Işığın YoluNilüfer Devecigil · Doğan Kitap · 20203,276 okunma