I
sana böyle akmaktan çok korktuğum için
oldu her şey
şelaleler de bu yüzden ilgilendiriyor beni
.. dünya çok üzücü bir yerdi, savaş filmlerini ve samurayları eskisi gibi sevmiyordum.
bir boşluktan aşağı mı bırakıyordum kendimi. teller tenimi çizip canımı mı yakıyordu. mutsuzluğuma mı alışıyordum seni severken. yoksa kan kaybından mı ölüyordum. daha fazla parçalanacak parçam yoktu..
neyse
sevgilim telefonun öbür ucunda ruffles yiyordu
ben meleğimin kanatlarını kırdım
ordan geliyorum. siz yine de ikiz bardakları
kırmayın. bir deliydim, elementlerin de ruhları
olduğuna inanıyordum
aklıma suyun intiharı geliyordu hep
şelale deyince
divaneliği söylüyordum sana böyle akmaktan çok korktuğum içindi
şelalenin sinirini bozdum az önce
ordan geliyorum
II
elveda ırmak, hoşça kal alacakaranlık
geçtim yıllar sonra anımsanacak alınganlıklardan
silahlar ve bellek gerektiren aşkın seramik
teninden, itinalı ve alıngan
yüzümün gürültüsünü unuttum
şüpheci ve med-cezir aşkından oldu böyle
Neyin yanılgısıydı bu içimizdeki,
Saf suyun, bu bağ bozumu düşlerin,
Çocuksu bu telaşların, çapraşık gülüşlerin?
Bende bir şeyin kaldı, sol kapakçığında kalbimin.
Kalp öyle alengirli bir organdır, ecza dolabı gibi.
Zehirler, antidotların yanında durur; ateş ve barut gibi mesela.
Doktor Jekyll ve Mister Hyde,
Abanoz ve fildişi.
Bir sır geçti altımızdan ve unuttuk yakın geçmişi.
Şairin yazısı, yer yer düz yazı,
Yersen, sır var, güzel.
Neyin başıydı bu, sondan anlaşılamadı?
Senin dublajını kim yapıyor böyle yaşlı?
Nitekim bu ağıtlar, bu el ele bekleyiş,
Başını bozuyor aklı başında çocukların.
Bir yenilgi doğuyor içimde, okula başlıyor.
Deveye sormuşlar, “Senin neren eğri?” diye,
“Tuzak soru,” demiş.
“O***** çocukları.”
Can Bonomo
Sana bakarım. Sana bakışıma bakar, “Bir birayı ortak içelim mi?” dersin. Esasen seninki bir soru değil, “Bir bira al gel de içelim,” demektir. “İçmeyen namerttir,” der kalkarım. İki dakka sonra eli boş dönerim. Kumsala bira satışı yasakmıştır.
“Bekledikleriniz mi var?”
“Beklemeyen var mı?”
“Siz ne bekliyorsunuz?”
“Bu yalnızlığı kırmayı.”
“Bekleyerek mi?”
“Şimdilik evet. Yeni bir eylem planı hazırlayana kadar.”
“Kolay gelsin size.”
“Allahaısmarladık der gibi çıktı sesiniz.”
“Benim de bir eylem planım olmasın mı?”
Hissettim ki gidiyor oluşum kadının umrunda değildi. O nezaketi ve hatırbilirliği ile bir misafirini uğurluyordu sadece. Ben ise kendi kendime gelin güvey… O esnada yola taştım ve küt.