Neyin yanılgısıydı bu içimizdeki,
Saf suyun, bu bağ bozumu düşlerin,
Çocuksu bu telaşların, çapraşık gülüşlerin?
Bende bir şeyin kaldı, sol kapakçığında kalbimin.
Kalp öyle alengirli bir organdır, ecza dolabı gibi.
Zehirler, antidotların yanında durur; ateş ve barut gibi mesela.
Doktor Jekyll ve Mister Hyde,
Abanoz ve fildişi.
Bir sır geçti altımızdan ve unuttuk yakın geçmişi.
Şairin yazısı, yer yer düz yazı,
Yersen, sır var, güzel.
Neyin başıydı bu, sondan anlaşılamadı?
Senin dublajını kim yapıyor böyle yaşlı?
Nitekim bu ağıtlar, bu el ele bekleyiş,
Başını bozuyor aklı başında çocukların.
Bir yenilgi doğuyor içimde, okula başlıyor.
Deveye sormuşlar, “Senin neren eğri?” diye,
“Tuzak soru,” demiş.
“O***** çocukları.”
gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın
içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın
sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın
insan insanı kendisi tamamlar
içinde başka dışında başkasın
eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
öbürü sığacak bunun derisine
yoksa sabaha sağ çıkamazsın