aşk akıllıyı aptal yapar. lsak kendini büyük işler yapmak zorunda görüyordu; aşırısıyla yaptı da.
...
inger onun koruda ağaç kesişini duyuyordu; koru pek uzak değildi çünkü. ağaçların çatırtısından anlıyordu ki isak koca koca odunlar kesiyordu. bir ara dinledi, sonra patates tarlasına gitti, çapalamaya koyuldu. aşk aptalı akıllı yapar.
0atatese ne diyordunuz? kahve gibi, yabancı ülkelerden gelme bir şey, bir süs, boş bir şey mi? yo, patates mübarek bir şeydir. kurakmış, sağanakmış, o yine yetişir. havayla alay eder, her şeye dayanır. iyi bak, bire onbeş verir. Üzümün kanı yoktur onda ama, kestanenin eti vardır; haşlanır da, kızartılır da, her şeyi olur. adamın buğdayı olmazsa ekmek yapamaz ama, patates ver, aç kalmaz.
ateşte pişir, işte sana akşam yemeği; suda haşla, kahvaltın hazır. ete gelince, yanında biraz patates ister. Patates her şeyle gider: sütlü bir aş, biraz ringa balığı, yeter. varlıklılar tereyağıyla yerler;
yoksullar bir tutam tuzla.