kitap, normal bir roman gibi sırf roman konusuyla ilerlemiyor okuyucu kendi yargısını oluştururken gogol ara sıra devreye giriyor ve karakterleri, olayları yorumluyor. yine uzunca bir iç dökümünden sonra "haydi yola! yola! alnımızın kırışıklığına da, yüzümüzün asıklığına da son! yaşamın içine balıklama dalıyor ve onun binbir sesine kulak veriyoruz; bakalım çiçikov ne yapıyor?"diyor ve bizi bu şekilde birkaç kere romana dahil ediyor. kahramanımızın tanıştığı insanlar birbirinden çok farklı ve kalabalıklar arasında veya birebir diyaloglarda davranışları değişiyor; yani müthiş bir iki yüzlülük okudum sayfalar boyunca. sosyal statü kitabın ana teması. ondokuzuncu yüzyıl rusya’sında sınıflar keskin çizgilerle ayrılmışken, günümüzde teknolojik imkanlarla teorik olarak herkes eşit gibi görünebiliyor ama insanlar hâlâ başarı ve kıyaslama üzerinden değerleniyor günümüz bağlamında tek söyleyebileceğim bu. toplumsal mesajını birebir yansıtmak zor olsa da, karakter çeşitliliği ve insan doğasının zaaflarını gösterme biçimi kesinlikle evrensel bir değer taşıyor. roman kurgu konu toplum bağlamında değil de insan davranışlarını anlamak açısından okunursa oldukça verimli. gogolun diğer kitaplarına nazaran daha uzun soluklu ve ikinci ciltteki eksikler zaman zaman kopardı ama kitabı karakter analizi açısından okuduğum için hiç sıkılmadım.