Puan vermedi·184 syf.·
2026 227. kitabı
İnsanı rezil de eder, vezir de Eden Ah şu lakaplar,gelin birlikte bakalım Konu olarak ağır kitapların arasında ferahlama adına iyi bir seçim oldu bu Osmanlı Lakapları tebessüm ederek okudum.. açıkçası Kimi zaman över ve hoşnut eder kimi zaman da kötüler ve sinirlendirir… Fiziksel özelliklerden de yakıştırılabilir, karakteristik özelliklerden de… Ve çoğu lakabın, öğrenmesi oldukça keyifli bir hikâyesi vardır. Baltacılar, sarayda hem ısınmak için kullanılacak hem de ekmek fırınlarında ya da hamamda kullanılacak odunları temin eden bir ocaktır.Bunların “Zülüflü Baltacılar Ocağı” diye de bir ocakları vardır.Baltacı Mehmet Paşa, buradan saray hizmetine girmiş. Sesi çok güzel olduğundan musikiye heves etmiş.Müzik talim etmiş, müezzinlik yapmış.Bu yüzden “Mehmet Halife” namını almış.Temiz yüzlü, akça pakça yüzlü olduğu için de “Pakçamüezzin” lakabını almıştır.Kaba işle uğraşan bir baltacının, müzikle ilgilenmesi çok enteresandır ve ecdadımız açısından gurur duyulacak bir hadisedir...s:28 İşte Osmanlı Lakapları da sizi geçmişe götürerek o dönemdeki devlet adamlarının hiç duymadığınız lakaplarının hikâyelerini anlatıyor. Üstelik bu isimleri neden aldıklarını anlatırken onların kısa hayat hikâyelerine de yer veriyor. Kaltakçızâde Halil Efendi, Matrakçı Nasuh, Ayıcı Arif Bey, Cenaze Hasan Paşa, Pırasa Ahmet Paşa, Öküz Kara Mehmet Paşa… Ayıcı Arif Bey: Mustafa Kemal Paşa’yla Milli Mücadeleyi başlatmak için Samsun’a çıkan 18 kişiden biridir.Ordu komutanlığı yaptığı sırada İnegöl civarında yavru iken alıp beslediği ayıdan dolayı “Ayıcı” lakabıyla anılan Arif Bey 1923’te Eskişehir milletvekilliği yapmıştır.İyi bir istihbaratçı olan Arif Bey, kılık değiştirerek düşman saflarına ayıcı rolünde girerek ajanlık faaliyetleri de yaptığı bilinir.İstiklal Harbi’nde tümen komutanlığı
Araştırma-İnceleme Tarih
Osmanlı LakaplarıErol Çağlar · Tuti Kitap · 201621 okunma
Osho’nun Ağacı
Puan vermedi·204 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 13:15
“Ben ağaçlara tırmanırdım. Şimdi tırmanmaya uygun birkaç ağaç vardır: Bu ağaçların dalları kuvvetlidir; gövdeleri kuvvetlidir. En tepesine kadar çıkabilirsin ve yine de dal kırılacak diye korkmana gerek olmaz. Fakat çok yumu­şak birkaç ağaç vardır. Ben mango, java eriği -başka bir güzel meyve- toplamaya ağaçlara çıktığım için ailem çok endişele­nirdi ve daima beni engellesin diye birisini gönderirlerdi. Babama “Beni engellemek yerine, hangi ağaçların tehlike­li -onlardan sakınabilirim- ve hangilerinin tehlikesiz olduğu­nu açıklarsan, tehlikesiz olanlara tırmanabilirim” dedim. “Çıkmamı engellemeye çalışırsan, bir tehlike var: Yanlış bir ağaca çıkabilirim ve sorumluluk senin olur. Tırmanmaktan vazgeçmeyeceğim - bunu seviyorum.” Gerçekten de güneşte, kuvvetli bir rüzgârla birlikte ve bütün ağaç dans ederken ağaç tepesinde olmak en güzel deneyimlerden biridir - son derece geliştirici bir deneyim. “Bundan vazgeçmeyeceğim” dedim. “Senin işin bana tam olarak hangi ağaçlara tırmanmamam gerektiğini söylemek, çünkü onlardan düşebilir, bir yerimi kırabilir, bedenimi inci­tebilirim. Bana genel bir talimat verme: ‘Tırmanmayı bırak.’ Bunu yapmayacağım.” Babam benimle gelip hangi ağaçların tehlikeli olduğunu göstermek için kasabayı dolaşmak zorunda kaldı. O zaman ona ikinci soruyu sordum: “Kentte, bana teh­likeli ağaçlara bile tırmanmayı öğretebilecek, iyi bir tırmanı­cı biliyor musun?” “Tadını kaçırdın!” dedi babam. “Artık ileri gidiyorsun. Bana anlattın, ben de anladım “ “Buna uyacağım, çünkü ben kendim önerdim” dedim. “Ama tehlikeli olduğunu söylediğin ağaçlar çok çekici, çün­kü java eriği -Hindistan’a özgü bir meyve- onlarda yetişi­yor. Gerçekten lezzetlidir ve olgunlaştıklarında, şeytana uya­bilirim. Sen benim babamsın, bu senin görevin... Bana yardım edebilecek birini
Şöhret, Servet ve İhtirasOsho · Butik Yayınları · 2011120 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·192 syf.·
2026 208. kitabı
Tarihte II. Katerina (Büyük Katerina) Asıl adı Sophie Friederike olan Alman prenses, 3. Petro ile mutsuz bir evlilik yaptıktan sonra, ordu ve saray kliklerinin desteğiyle bir darbe düzenleyip kocasını tahttan indirerek çariçe oldu. Prut Savaşı sırasında Baltacı Mehmet Paşa ile görüşmeye gelen heyet arasında Çariçe adayı Katerina ve bazı hediyeler vardır. Paşa'nın rüşvet aldığına dair dedikodudan başka bir delil yoktur. I. Petro kuşatmadan kurtulduktan sonra çıkardığı emirnamede Katerina'dan kurtarıcı olarak söz ediyor ve onunla nikah kıyıyor.” Katerina), 1762-1796 yılları arasında Rusya'yı yöneten, Alman asıllı en uzun süreli kadın imparatoriçedir. Rusya'yı aydınlanma çağında Batılılaştırıp bir Avrupa gücü haline getirmiş, Kırım'ı ilhak ederek Osmanlı'ya karşı büyük başarılar kazanmış ve toprakları genişleterek Rus tarihine damgasını vurmuştur. Rusya'nın Altın Çağı: Eğitim, sanat ve kültür alanında reformlar yaparak Rusya'yı aydınlanma çağına taşıdı, Voltaire gibi düşünürlerle yazıştı.. Osmanlı Politikası: Kırım Hanlığı'nı Rusya'ya katarak Osmanlı İmparatorluğu'na ağır darbe vurdu ve Karadeniz'deki Rus etkisini artırdı. Yönetimdeki başarısının yanı sıra çok sayıda sevgilisi olması ve kocasını devirip tahta geçmesi nedeniyle halk arasında "taşlı fahişe" lakabıyla da anıldı, ancak tarihsel başarılarıyla "Büyük" unvanını aldı. Genel olarak, 18. yüzyıl Rusya'sını "Altın Çağ"a dönüştüren güçlü, zeki ama aynı zamanda tartışmalı bir lider olarak bilinir. Tarıh severler buyurun Baltacı ve Katerina
Araştırma-İnceleme Tarih
Baltacı ve KaterinaErhan Afyoncu · Yeditepe Yayınları · 201593 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 7. kitabı
Merhaba arkadaşlar Bugün sizlere sadece bir hikâyeden değil; umutların gurbete sığamadığı, toprağın hasretiyle yanan bir gencin iç sızısından, Metehan Baltacı’nın 'Buna Can Dayanır Mı?' adlı eserinden bahsedeceğim. 🪾 Göksu’nun Esendere köyünde çobanlık yapan Ali, üç kardeşin ortancasıdır. Bastığı her toprakta bir çocukluk anısı, baktığı her tepede babalarından miras kalan bir iz vardır. Liseyi yeni bitiren Ali, atalarının yolu olan hayvancılığa gönül verse de; Esendere’nin dar imkânları içinde sadece "günü kurtardığını" fark eder. Köyün büyükleri de Ali’nin bu gayretini görmekte, "koluna altın bilezik takması" (zanaat öğrenmesi) için onu şehre, yani gurbetin soğuk kollarına teşvik etmektedir. Ancak Ali’yi asıl yakan, sadece geçim derdi değildir. O, gönlünü Gülizar’a kaptırmıştır. Sevdasına kavuşmak, ona layık bir hayat kurabilmek için gurbetin zorlu yolunu tek çare olarak görür. Heybesine sadece birkaç parça eşya değil, Gülizar’ın hayallerini ve köyünün kokusunu da doldurarak İstanbul’un yolunu tutar. 🪾 Ali, İstanbul’un kalabalığında ve beton yığınları arasında Esendere’nin sessizliğini arar. Zanaat öğrenirken karşılaştığı zorluklar, sadece fiziksel bir yorgunluk değil, aynı zamanda ruhsal bir yalnızlıktır. Şehir, ona sadece para kazanma imkânı değil, aynı zamanda insanın nasıl "hiçleştiğini" de gösterir. 🪾 Ali gurbette dişini tırnağına takıp çabalarken, köyde bıraktığı hayat sandığı gibi durmaz. Mektupların seyreldiği, umutların beklemekten yorulduğu bu süreçte, "Buna can dayanır mı?" sorusu Ali’nin zihninde her geçen gün daha yüksek sesle yankılanmaya başlar. 🪾 Gurbet, Ali’ye maddi imkânlar sunsa da, ondan en kıymetli hazinesini; yani bıraktığı o saflığı ve bekleyeni alıp götürmüştür. Kitabın sonuna doğru Ali’nin yaşadığı o büyük hayal kırıklığı, "vatan" dediği yerin
Buna Can Dayanır mı?Metehan Baltacı · Çıra Yayınları · 202547 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 2. kitabı
BUNA CAN DAYANIR MI? || Herkese merhaba, dostiklerim. Sınavlarını bitirmiş ve gelmiş mutlu bir hayalet olarak ben de size senenin ilk kitabıyla geldim. “Millet kaçıncı kitabına geçti, hayalet sen daha yeni geldin” dediğinizi duyar gibiyim ama bu sene bomba gibi şeyler yapacağım, o yüzden beklemede kalın diyorum. Ali, köyünde koyunlarıyla ilgilenen ve onlarla geçimini sağlayan köylü bir genç. Gülizar adında bir kıza sevdalı ve karşılıklı olarak birbirlerine duygular beslemekteler. Ali, üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu. Abisi köy işleriyle ilgileniyor, kardeşi okuluna devam ediyor ve Ali’ye de geçim sıkıntısı yüzünden gurbet yolu görünüyor. Ali, gurbete çok büyük hayallerle gidiyor. Gittiği zaman şantiyenin kötü şartları ve yaşam koşulları, ona hayallerine ulaşmak için bir basamak gibi gelse de pek de öyle olmuyor. Gülizar ile aralarına giren mesafe ve gurbetin vermiş olduğu yük, Ali’yi zorluklara sürüklüyor ve kitap pek de mutlu bir sonla bitmiyor. Açıkçası ben Gülizar’ın evleneceğini düşünmüştüm ve sonunun böyle biteceğini hiç tahmin etmemiştim. Bu beni biraz şaşırttı. Keşke böyle bitmeseydi ve Ali kendine başka bir yol, başka bir yöntem bulsaydı diye düşündüm. Bazen insanın kaderini değiştirmesi kendi elindedir ve zorluklara rağmen her şeye inat edip başarmanın bir yolunu bulur; ama Ali pek buna dayanamadı ve bu beni açıkçası üzdü. Kitap kısa olduğu için bir oturuşta bitiriyorsunuz. Yazarın yazım dili de ağır ya da bunaltıcı değil, o yüzden rahatlıkla okunuyor. Yeni kitaplarda buluşmak dileğiyle, sağlıcakla kalın dostiklerim
Buna Can Dayanır mı?Metehan Baltacı · Çıra Yayınları · 202547 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Metehan Baltacı / Buna Can Dayanır mı? Ya herkes gibi olmak ya da acılarla bambaşka birine dönüşmek… Ya bulunduğun yerde sararak solmak… Ya da başka diyarlarda çiçek açmak… Artık vakti gelmişti. Bu kaygılı bekleme anında tüm dünyada her şey birer birer yok olup bitti. Artık Ali’nin olmasının vaktiydi. Ali küçük bir köyde fakat kocaman bir hayal dünyasında yaşayan bir gençti. Daha farklı hayalleri vardı. Büyüdüğü köyü terk edip büyükşehirlerde yaşayacak ve sevdiği kızla evlenecekti. Gerisinde bırakacaklarını, sahip olmak isteyip de olamadıklarını düşündü. Nitekim de düşündüğü gibi yaptı. Gülizar’ı bırakıp Büyükşehir’e gitti fakat kalabalıklar içinde dayanamayıp geri döndü köyüne. Üç erkek kardeşten ortancalarıydı Ali. Hayvancılık yaparak geçiniyordu aile. Zamanında anne ve babasının kaçmasıyla yaşadığı zorluklarla gurbette yaşamışlar fakat suların durulmasıyla tekrar köye yerleşme kararı almışlardı. Fakat Ali’nin şehir hevesi hiç de bekledikleri gibi ilerlememişti. Esendere’den çıkıp şehirin samimiyetsiz sokaklarına gitmek hiçte hayallerindeki gibi değildi. Ahh Ali… Ahh
Buna Can Dayanır mı?Metehan Baltacı · Çıra Yayınları · 202547 okunma