ESRA BALTACIOĞLU

ESRA BALTACIOĞLU
@baltaciogluesra
Geriye bakış
Bana hikmet sahibi ya da bilge denmesini kabul edemem. Birisi bir ırmaktan bir avuç su çıkardı. Bunun ne anlamı var? Ben o ırmak değilim, ırmaktayım ve hiçbir şey yapmıyorum. Başka insanlar da orada ve çoğu onunla bir şeyler yapmak zorunda olduklarını hissediyorlar. Bense hiçbir şey yapmıyorum. Kuru dalların üzerinde güller açtırması gereken kişi olduğumu hiç düşünmedim. Durup doğanın neler yapabildiğini hayranlıkla izliyorum. Güzel bir eski öykü vardır. Bir gün bir öğrencisi hahama gitmiş ve, “Eskiden Tanrı’nın yüzünü gören insanlar varmış. Neden artık görmüyorlar?” diye sormuş. Haham da, “Çünkü bugün artık kimse o kadar eğilemiyor,” diye yanıt vermiş. Irmaktan su çıkarabilmek için biraz eğilmek gerekir Çoğu insanla aramdaki fark, benim gözümde, “ara duvar”ların saydam oluşu. Benim özelliğim bu. Başkalarına göre bu duvarlar öylesine kalın ki, arkasında bir şey göremedikleri için hiçbir şey yok sanıyorlar. Duvarların ardında olup bitenleri bir dereceye kadar algılayabiliyorum ve bu benim içimden emin olmamı sağlıyor. Hiçbir şeyi görmeyenler emin değiller ve bu nedenle sonuçlara varamıyorlar ya da varsalar bile ipuçlarına güvenmiyorlar. Yaşam ırmağını algılamamı neyin başlattığını bilmiyorum. Büyük bir olasılıkla bilinçdışının kendisi ya da gördüğüm ilk düşler başlattı. Başlangıçta yolumu saptayan onlardır. Duvarların arkasında da süreçler olduğunu erken öğrenmem dünyayla ilişkimi biçimlendirdi. Özünde o ilişki, çocukluğumda neyse şimdi de öyle. Çocukken kendimi yalnız hissederdim; hâlâ da öyle hissediyorum çünkü bazı şeyleri biliyorum ve bunları hiç bilmedikleri ya da bilmek istemedikleri anlaşılan insanlara bazı ipuçları vermeye çalışıyorum. Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya
Sayfa 410 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Dünyaları fethet istersen, ama düşünme beni fethetmeyi, Tek bakışımla altüst ederim senin en şık, en muntazam biçimlerini.”
Sayfa 66 - Doğu Batı Yayınları·Kitabı okuyor
”Kim demiş yalnızca zafer kazanmak iyidir diye? Yenik düşmek de iyidir derim ben, savaşlar nasıl bir ruhla kazanılırsa kaybedilir aynı ruhla.”
Sayfa 52 - Doğu Batı Yayınları·Kitabı okuyor
“Israrcılar sarmış etrafımı, sorulara boğanlar; Karşılaştığım insanlar, çocukluğum, yaşadığım semt ve şehir, ait olduğum ulus; En son haberler, keşifler, icatlar, toplumlar, eski ve yeni yazarlar; Akşam yemeğim, kılık kıyafetim, meslektaşlarım, bakışlarım, iltifatlarım, borçlarım; Sevdiğim bir adam ya da kadının belki hayalî, belki de sahici umursamazlığı; Bir akrabamın hastalığı ya da bizzat benim hastalığım, fenalıklar, parasız kalmak, bunalımlar ya da mest oluşlar; Savaşlar, korkunç kardeş kavgaları, kuşkulu haberlerin buhranı, beklenmedik olaylar; Bütün bunlar gece gündüz üşüşüyor başıma ve gidiyor benden, Lakin bunlar değilimdir kendim, Ben. Benliğim ayrı durur tüm çeken ve çekiştirenlerden; Neşelidir, aldırışsız, merhametli, aylak, derli toplu, Yukarıdan bakar, dimdiktir, ya da kıvırır kolunu anlaşılmaz bir duruşla, Başını çevirip bakar ne gelecek diye, Hem içindedir oyunun hem dışında kâh seyreder kâh şaşırıp kalır. Geri dönüp bakıyorum laf ebeleri ve rekabetçiler arasında toz duman, kan ter içinde kaldığım günlere; Artık ne istihza var bende ne de iddia, tanık oluyorum, bekliyorum yalnızca.”
Sayfa 30 - Doğu Batı Yayınları·Kitabı okuyor
“Bakma benim gözlerimden de, elimden bir şey alma, Her yanı düşün, her şeyi süz kendinden.”
Sayfa 27 - Doğu Batı Yayınları·Kitabı okuyor