Sezgin K.

Sezgin K.
@bandini7
Bana okumayı ölüler öğretti. Bu cümleyi tekrar yazıyorum ve is­tediğimden daha fazla ve daha farklı şeyler söylediğini anlıyorum. Bana okumayı öğreten insanlar artık yok. O zamandan beri oku­duğum şeyler, genel olarak, ölüler tarafından yazılmış. Şu anda yazdıklarım yolcu olan bir kişinin sözleridir... Dilin altında bunca ölümün uyukladığını bilmiyordum.
Reklam
Ölüm iyi bir bahçıvandır. Bunu daha o zamanlar, altı yaşındayken, köy mezarlığında çılgın güller, çi­çek açan kokulu çalılar, erikler, yaban elmaları, minik kirazlar ve çürüyen armutların arasında anlamıştım.
Sahipleri öldükten sonra isimlere ne oluyordu? Serbest bırakılı­yorlar mıydı? İsimler bir şey ifade etmeye devam ediyor muydu, yoksa altlarındaki bedenler gibi dağılıp geriye sadece sessiz harf­lerin kemikleri mi kalıyordu?
Buradaki okurların kaçı, bir kere de olsa, kendini terk edilmiş hissetmemiştir? Kaçı, bir kere de olsa, bir odaya, depoya veya bodruma, aklı başına gelsin diye kapatıldığını itiraf edebilir? Peki kaçı hiç kimseyi kapatmadığını söyleme cesaretinde bulunabilir?
Önce öfke ve şaşkınlık hissettiğimi hatırlıyorum, sanki kendim terk edilmiştim. Evrenin adaletinden bir kez daha şüphelendim.
Reklam