Gerçek şimdiki an, geleceği yiyip bitiren geçmişin ele avuca sığmaz ilerleyişidir. İşin gerçeği, her türlü duyu, belleğin parçalarından başka bir şey değildir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakat zaman dediğimiz şey var olduğu sürece, herkes yaralar alır, herkes farklı hallere dönüşür. Er ya da geç.
O yaralardan kaçınamayacağım bir gün gelse bile, geri dönebileceğim bir yer lazım.
Geri dönmeye değer bir yer.
Bu fizikötesi gibi görünen dünya, aslında bizim yüreğimizde taşıdığımız karanlıktan başka bir şey değildir. XIX. yüzyılda Freud ve Jung çıkıp da bilinçaltı analizlerine el atmadan önce, bu iki karanlığın göreceliği insanlar için öyle uzun uzun düşünmeyi gerektirmeyecek gerçeklerdi ve metafor bile değildi. Hatta göreceliği olan unsurlar bile değildi. Edison’un ampulü keşfetmesine kadar, dünyanın büyük kısmı harfi harfine derin bir is karanlığıyla kaplıydı. Dahası, dışarıya ait fiziksel karanlık ile içlerindeki ruhun karanlığı arasındaki sınır çizgisi bile belirsiz, hatta birbirine karışmış haldeydi.