Güneş ve ay arasında sıkışıp kalmış gibiyim. Çok fazla yenilgi biriktirdim buralarda… Sabah serinliğiyle yürüyen kalabalığa karışan insanlara bakıyorum bazen. Ne kolay kandırıyorlar birbirlerini…
Uzun zamandır buradayım. Öylece duruyorum. Bu kadar uzun süre bir sandalyede oturunca, onun anlamı bile değişiyor. Artık o sandalye sadece bir eşya değil. Tüm bu insanların içinde, benim için küçük bir ada gibi. Sessiz. Sabit. Unutulmuş.
Vücudum bile yavaş yavaş pes ediyor. Kemiklerim ağrıyor. Sanki yüzeyde kalmaya çalışan ama her an batacak gibi olan bir yaprak gibiyim.