"Babam öldükten sonra, annem onun bütün kıyafetlerini, o nasıl bıraktıysa öyle sakladı. Yeniden onlarla karşı karşıya gelecek gücü buluncaya dek kıyafetler üç yıl boyunca o dolapta toz tuttu. Sadece on üç yaşındaydım, ama annemin o eski dolabı açıp askıdaki bir gömleği çıkardığı anı hatırlayabiliyorum. Gömleği yatağa serip, uzunca bir süre onun yanında yattı. Ağladı, hatırladı... Bunu yapmak fazlasıyla güç gerektiriyordu. Güç ve zaman. Demek istediğim, annemin bunu yapmaya ihtiyacı vardı ve Pam teyzemin önerdiği gibi, babamın ölümünden bir hafta sonra onun kıyafetlerini kutulara doldurup atmış olsaydı, kederiyle yüzleşmeye ve ona kendi içinde bir son vermeye asla fırsatı olmayacaktı."
"Herkes kendi hayat yolunda acılar çekip iyileşir. Kendine zaman tanı."
"Evimden ve hayatımdan geriye kalanlara baktım; babamın ölmeden önce yaptığı, kenarlarında oyma çiçekler bulunan küçük sehpa, eski püskü ama gayet rahat olan iki sandalye ve Dördüncü Cadde'ye yaptığımız yürüyüşlerde Daniel'ın benim için topladığı kır çiçeklerini doldurduğum beyaz vazo... Benim eşyalarım. Benim hayatım. 𝑬𝒍𝒊𝒎𝒅𝒆𝒏 𝒂𝒍ı𝒏𝒎ı𝒔̧𝒕ı."