Bir gün bir bedende hapsedildiğimi hissediyor gibi acı verici bir duyguyla inlerken sanki bütün kâinatın her zerresinde geçici emanet olan sırlar, birer birer o vücutta toplanıyordu. Bir mana esintisi, renksiz ve yersiz bedenimi kapladı. Yüzümü doğuya dönmüş, açılmaya başlayan parlak ufka çevirmiştim. Her zerre sanki beni selamlıyor, her taraftan burnuma amber kokusu geliyor, bütün varlığım bir sevgi manasının tesiri altında titriyordu.
Âgûş-ı vuslatımda mehlika lerzân iken, Câvidânî bir hayatı sığdırırken bir âna,
Bî-hûş nigeran olurken kar gibi gerdâna, Havl-i ulviyyetde ruhum vâlih ü hayrân iken Yalnız sensin, sen!