Baran KARAK

Baran KARAK
@barankarak
“Dema xeyal dikim ku bêm ba te, şerêk derdikevê.”
3 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
İçimdeki mezar
Toprak dolu göz çukurlarına ağladım, oysa sen ölmemiştin. Yalnızca içimdeki yerin çökmüştü. Bir yüz düşün: bakıyor ama görmüyor, duyuyor ama işitmiyor, kalbi var ama atışları bana uğramıyor. Ben sesimi bıraktım omuzlarına, sen silktin. Ben içimi koydum avuçlarına, sen kapattın. Acı dedim buna önce. Sonra anladım, acı canlıdır, bu başka bir şeydi. Dert dedim. Ama dert paylaşılınca hafifler, bu ağırlaştıkça ağırlaştı. Zorluk dedim. Oysa zorluk bir dağdır, tırmanırsın, geçersin. Bu bir çukurdu. Derin ve kocaman. Ve içinde yankılanan tek şey benim adım.
Reklam
Duvarın Öte Yanı
Bir ülke düşün, haritalarda sınırları kalın çizilmiş ama içinden geçen insanın sesi incecik bir çizgi kadar kırılgan. Meydanlar dolu, ama sözler eksik. Her ağız konuşur, her yürek susar biraz. Bir çocuğun defterinde bayrak değil, ekmek resmi var. Bir annenin duasında zafer değil, yarın sabahın kaygısı. Gölgesini büyüten kuleler var, güneşi paylaşmayan. Adalet, yüksek raflarda tozlu bir kitap gibi; herkes bilir adını, kimse açıp okumaz. Bir işçinin avucunda harita değil nasır vardır. O nasır, en doğru coğrafyadır aslında. Çünkü ülke dediğin, en çok emeğin değdiği yerdir.
BENGİSU SENSİN
Bengisu sensin ve ben seni arıyorum. Haritalarda değilsin, pusulalar sana dönmüyor, ama içimde susuz bir kuyu adını fısıldıyor geceleri. Bir damlan düşse çatlarımın arasından ormanlar büyüyecek biliyorum. Çünkü kuraklığım yokluğundan değil, sana henüz kavuşamayışımdan. Bengisu sensin— ölümü unutan bir akış, zamanı geride bırakan bir serinlik. Ben ise avuçlarında su tutamayan sabırsız bir yolcuyum. Her yudumda seni sandığım şeyler içtim bu dünyada: aşk dedim, zafer dedim, umut dedim… Hiçbiri susuzluğumu susturmadı. Şimdi biliyorum,
İSİMSİZ YÜRÜYÜŞ
Kimseye benzemeyen bir boşluk taşıyorum içimde, adı konmamış bir çağrı gibi. Ne senden önce varım ne de senden sonra eksik. Göğsümde çarpan şey kalp değil sadece, bir yön duygusu. Hep ileri, hep daha görünmeyene. Yol dediğin nedir ki? Ayağımın altındaki toprak mı yoksa içimde açılan mesafe mi? Ben yürüdükçe dünya geride kalmıyor, ben büyüyorum. Uzak sandığım her şey kanımda dolaşan bir hatıra çıkıyor. Ayrılık bir kapıysa ben eşiğinde oturmam. Ya kırarım ya geçerim ya da kapının kendisi olurum. Sesini duymadığım bir sevgiliye her gün selam veriyorum. Belki sensin, belki hakikat, belki de henüz doğmamış bir ben.