... diğeriyse başka pek çok kadın gibi, kendi cinsiyetinden birini alçaltmanın erkek üstlerinin gözünde kendisini yücelteceğini sandığı için ona ayak uyduruyordu. Daha kötüsü, bu mantıksız konuşmaların tümü bilime adanmış bir binada gerçekleşiyordu.
Elizabeth insanların olmasından endişelendiği şeylerin yüzde doksan sekizinin asla gerçekleşmediğini okumuştu bir yerde. Peki gerçekleşen yüzde iki ne olacaktı? Hem bu hesabı kim yapmıştı ki? Yüzde iki şüphe uyandıracak kadar düşük gibiydi. Ona sorsalar yüzde on derdi, hatta yirmi. Kendi hayatındaysa bu oran muhtemelen yüzde elliye yakındı.
Elizabeth evlenmeyi hiç düşünmediğini açıkça belirtmişti. "Evliliği tasvip etmiyor değilim, Calvin," demişti birden çok kez, "ama evli olmadığımız için bizi tasvip etmeyen insanları tasvip etmiyorum. Sence de öyle değil mi?"
Calvin heyecanla başını sallayarak onaylamış, Elizabeth'in işini, alışkanlıklarını, kahkahasını ve onda sevdiği diğer her şeyi etraflıca anlatmıştı. Fakat biraz daha karamsar bir tavırla, Elizabeth'le boş zamanlarının tamamını birlikte geçirmelerine rağmen (beraber yaşıyor, beraber yiyip içiyor, işe arabayla beraber gidip geliyorlardı) yine de yetmiyormuş gibi hissettiğini de açıklamıştı. Onsuz işini gücünü sürdüremediğinden değil, daha ziyade onsuz işini gücünü sürdürmeyi anlamsız bulduğunu anlatmıştı Dört Numara'ya.