Kendimi anlatmak için, elimde sözcüklerden başka bir şey yok. Oysa bana müzik, dans, kokular ve resimler gerekliydi; ama hiç önemli değil. Sanatın dili birdir.
Batıl inançlı insanları severim. Çünkü yeryüzünde öyle çok açıklanmamış şey var ki, onları esrarengiz olarak kabullenmek, açıklamaya çalışmaktan daha iyidir. Hayaleti ermişten daha çok severim: Hayalet eğlencelidir.
Can sıkıntısı nedir, bilir misin? Morrina (efkar) daha da beteridir. Bu, hiçbir zaman var olmamış geçmişe duyulan özlemdir. Bu sözcüğü ben de çeviremem. Nasıl yapabilirim ki? Onu anlamak için buralı olmak gerek. İşte bunun için sana bir yere ait olmanın önemli bir şey olduğunu söylüyordum. Hayır, morrinanın ne olduğunu anlayamazsın. Bunu anlamak için tekdüze, sık, yoğun ve ince ince yağan, insanı iliklerine kadar ıslatan yağmur gerekir; tepeler üzerinde tüten sis, melankolik ve sabırlı inekler gerekir; çok yakında bulunan, çağlayan ve tehdit eden okyanus gerekir; açlık, yalnızlık ve sıkıntı gerekir. Bütün bunlar morrinanın başlangıcıdır ve morrina benim bütün bölgemdir.
Yerimde olsaydın ve kendini hep dışlanmış, hep terk edilmiş, hep küçümsenmiş görseydin ne yapardın? Yalnızca iki seçeneğim vardı: Ya kendimi dine verecektim ya da yalnız başıma günah işleyecektim. Ben ikincisini yeğledim.
İtiraz merakım yüzünden herkese karşıyımdır. Düşüncem paylaşılıyorsa, onu hemen değiştiririm. Hiç kimseyle aynı düşüncede olmak istemem. Çünkü hiç kimseyi onunla aynı düşünceyi paylaşacak kadar sevmiyorum.