Doğum günleri garip bir çelişki aslında…
Bir yandan varoluşumuzun başladığı günü kutluyoruz; ama aynı zamanda o gün, ömrümüzden eksilen bir yılı da hatırlatıyor. Doğum günleri, zaman kavramıyla yüzleşmenin küçük ritüelleridir.
Bir yıl boyunca Dünya, 365 kez kendi etrafında döner. Evren için bu kadar önemsiz bir hareketi biz nasıl bu kadar anlamlı hale getiriyoruz? Takvimde bir gün seçilir ve o gün, bütün varoluşun dönüm noktası gibi kutlanır.
Oysa zaman, kesintisiz bir akıştır; bu yüzden aslında hiçbir gün diğerinden farklı değildir. Ama biz, kendimize bir başlangıç noktası yaratıp ona tutunuruz. Çünkü sonsuz akışın içinde kaybolmamak için sembollere ihtiyacımız vardır. Çünkü aslında biliriz: Zamanı durduramayız, ama yaşadıklarımızla zamana iz bırakabiliriz...