Barış Altay

Barış Altay
@barisaltay
Deniz geçtim, dağ aştım, Hayli sene dolaştım, Bahtım kara, saçım ak, Ne şekle girmişim bak! Gri rengi seviyorum ama gri olan şeyleri sevmiyorum. Kocaeli ve Rus edebiyatı gibi mesela.

Barış Altay

, bir kitap okudu
7/10
·128 syf.·
2024 9. kitabı
Friedrich Kerst
7/10 · 2 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·75 syf.··
2024 8. kitabı
Kitabın 1973 baskısını bu gece bitirdim. Romanda Halide Edib, erdemli, iradeli ve kısmen sıradan bir adamın Heybeli Ada'da geçen hikayesini anlatıyor. Hikaye benim için ilgi çekici değildi ancak fazla detaylı olmasa da dönemin İstanbul'una dair ortaya koyduğu ufak nüanslar benim için keyifliydi. Mesela tarihi son yirmi senede türeyen malum tarihçilerden öğrenen kişiler ''olur mu öyle şey'' diyecektir ancak ecnebi bir kadınla Türk bir erkek sahilde gazinoda karşılıklı bira içiyor. Fesli beyefendi otel terasında efkar rakısı yuvarlıyor. Diyalogların nezaketi (dönemin tüm yerli romanlarındaki gibi) günümüzde nasıl bu hale geldik dedirtecek cinsten. Sonuç olarak bir kitabı açayım, bitireyim, kapatayım diyorsanız okunabilir.
Raik’in AnnesiHalide Edib Adıvar · Atlas Kitabevi · 1973106 okunma
8/10
·112 syf.··
2024 6. kitabı
-Spoiler- ''Toplumun istediği kalıba girmeyi reddeden Meursault'' ya da ''bilincin dış dünyadan kopuşu'' gibi cümlelerle bir giriş yapmak isterdim ancak Peri Bulcay tavsiyesiyle okuduğum bu kitap bende dümdüz bir şeyler yazma isteği uyandırdı. Daha önce herhangi bir Albert Camus eseri okumamıştım. Bu nedenle yazarın sanatıyla ve yaşamı boyunca ortaya koyduğu fikirlerle bu kitabı birleştirip değerlendirebilecek yetide değilim; bunu belirtmek isterim. Belki bu sayede hem kitabın önsözünde, hem de eleştirilerinde gördüğüm derin felsefi kavramlardan muaf bir şekilde inceleme yazabileceğim. Mazur görünüz. Evet, Meursault belki de toplum yüzünden topluma yabancı kalmış bir karakterdir. Belki toplumun gerçekten fazla anlam yüklediği kavramları iç dünyasında değerlendirmiş ve bir filozof gibi reddetmiştir. Belki sadece ateist olduğu için ona ''takmışlardır'' falan filan. Ama ya öyle değilse? Kitapta geçen Çekoslovak hikayesine Meursault'nun verdiği tepkiden sonra ben kendi adıma iki farklı kitap okudum gibi hissettim. Birincisi tıpkı söylendiği gibi eleştirel bir kitaptı. Meursault'nun da olduğu gibi biri olmaya hakkı vardı. İkincisi ise dümdüz bir sosyopat hikayesiydi. Meursault her bir diyaloğuyla, her bir düşüncesiyle zararlı bir insandı ama hikayeyi o anlattığı için biz tam kavrayamadık. Annesini başından savdı ve bize farklı anlattı, ama mahkemede kadıncağızın sitemkar olduğu ortaya çıktı. Sevgilisini üzdü, ama kız olgunlukla konuyu toparladı. Adamı öldürdü, ne adamı ''Arap''ı öldürdü, zaten onu açıklayamadı bile. Vurulan, yerde yatan adama dört kurşun daha sıktı farkında mısınız? Kendine dahi açıklayamadı. Savcı ilk başlarda ona sevecen yaklaşmasına rağmen adama ciddiyetsiz davrandı, kim bilir belki bir ''yabancı'' edasıyla mimikler gösterdi, adamı delirtti. Tam
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma