Kitabın 1973 baskısını bu gece bitirdim.
Romanda Halide Edib, erdemli, iradeli ve kısmen sıradan bir adamın Heybeli Ada'da geçen hikayesini anlatıyor. Hikaye benim için ilgi çekici değildi ancak fazla detaylı olmasa da dönemin İstanbul'una dair ortaya koyduğu ufak nüanslar benim için keyifliydi.
Mesela tarihi son yirmi senede türeyen malum tarihçilerden öğrenen kişiler ''olur mu öyle şey'' diyecektir ancak ecnebi bir kadınla Türk bir erkek sahilde gazinoda karşılıklı bira içiyor. Fesli beyefendi otel terasında efkar rakısı yuvarlıyor.
Diyalogların nezaketi (dönemin tüm yerli romanlarındaki gibi) günümüzde nasıl bu hale geldik dedirtecek cinsten.
Sonuç olarak bir kitabı açayım, bitireyim, kapatayım diyorsanız okunabilir.