Gerçekçi olalım! 90bin’den fazla kadın,çocuk, yaşlı, genç Türk’ün öldürüldüğü Talkan katliamı ve Cürcan katliamını kimler yaptı? Uzaylılar mı?
Yoksa Kuteybe bin Muslim ve Yezit bin Muhelleb gibi komutanların başında bulunduğu İslam Arap orduları mı?
Buhara surlarının önünde ordusuna, “Her kim Türkler’den kesik baş getirirse 100 dirhem ödül vereceğim” diyen arap vali kimdi?
Enderhiz vadisindeki bir ırmağın kıyısında 12bin savaş esiri Türk’ü kılıçlarla doğrayıp, o kanlı suyla dönen değirmende öğütülen undan ekmek yaptırıp yiyen Müslüman arap komutan kimdi?
Hutel, Hocent, Soğd, Kes, Necef, Baykent, Numişkent, Ramitan, Faryap, Talkan, Belh, Suman, Buhara, Harzem, Cürcan, Taşkent, Semerkant gibi Türk şehirleri nasıl arapların eline nasıl geçti?
Atalarımız, acımasız arap ordularını “İyi ki geldiniz, Gök Tanrı’mızdan sıkılmıştık” diyerek çiçeklerle mi karşıladılar?
Bize de soysuz suudi selefi kültürünü bu ülkeye enjekte edip, Türk’leri katletmiş Osmanlıya Ata’mız diyerek kendi özüne yabancılaşmış, araştırmayan düşünmeyen bilimden uzak, sadece körü körüne itaat eden sapık bir ümmet yaratmak için Osmanlı’yı pompaladılar utanmadan sıkılmadan.
Türk olan Fatih, Kanuni, Abdülhamit, hain soysuz Vahdettin değildir. Türk olan Karahanlılar, Germiyanoğulları, Aydınoğulları, Saruhanlılar, Karamanoğulları boylarıdır.
Türk olan Yunus Emre’dir. Pir Sultan Abdal’dır. Dadaloğlu’dur. Köroğlu’dur. Baba İshak’tır. Torlak Kemal’dir. Karacaoğlan’dır.
Takım tutar gibi de parti tutmayın artık. Görün teşhis edin, anlamlandırın.
Ne demiş usta gazeteci Uğur Mumcu;
Atatürkçülük, “yük olur” diye bırakılıp, gereğinde taşınan bir “emanetçi bavulu” değildir.