"Kendi zayıflıklarını başkalarına yansıtan ve sonra da yalnızca kendi güçlerini arttırmak için onlara yardımcı olur gibi görünen o papaz kılıklı iyileştiricileri iyi biliriz."
Huzursuzluğun Kitabı’nda şöyle yazıyor:
Bu yüzleri, bu alışkanlıkları, bu günleri görmek istemiyorum artık. Başka biri olmalı. Hücrelerime sinmiş bu rol yapma saplantısının yorgunluğunu atmalıyım. Uyku huzurla değil, hayatla çöksün üstüme. Deniz kenarında bir kulübe, hatta dağların sarp eteklerinde bir mağara yeter bana. Ne yazık ki istemekle olmuyor.
Biz bir olma gücümüzü toplum olarak dış tanıklıktan alıyoruz. (Dış mihraklar, dış tehditler) ayrıştığımız kutuplardan çıkıp bir olabilmemiz için mutlaka ötekinin bulunması gerekiyor. Bu öteki vatana yönelik bir tehditse, bir doğal afetse toplum olarak biz oluyoruz. Bireysel farklılıkların bize bir şeyler katabileceğinin farkına varırsak “biz” olacağımıza inanıyorum.