"gri gri gri...
sabah, sis, yağmur
bulut, bakış, hatıra
ben de bir şarkı yoktu sen okudun
bir ayna yoktu bende sen baktın
bereketli toprakların uykusunda bir köktüm
senin bakışınla yeşerdim yağmurlar yağmadan
gözlerinde bir şimşek çaktı bakışlarım ıslandı
yanakların yağmurdan ıslak, gözlerin güneşli
kurtlar doğuruyor, kuzuları kollayayım
sen gözlerinle beni okşasan
çoban değneğim tesirli bir silah olacak
sen gözlerinle beni okşa
çoban değneğim tesirli bir silah olacak
savaş bitince senin için taze incirler toplayacağım
seninle kalacağım
seninle okuyacağım
ve seni güneşli hayranlığında öpeceğim
eğer bulutlar izin verirse..."
Gidilmemiş Yol
Yollar sarı bir ormana ayrıldı
İkisine birden gidemedim ne yazık ki
Bir yolcu olarak,uzun süre dikildim
Ufukta gözümün alabildiği noktaya baktım
İlerideki kıvrıma dek
Sonra ötekinin başında durdum
Daha güzel bir yoldu sanki
Çimenlikti,henüz çiğnenmeyen yerleri vardı
Ancak oradan geçenler için
Aynı anda çiğnenmiş oluyordu
İşte o sabah orada bir de
Düşen yapraklara hiç ayak basmamıştı
Ah,ben bunu başka bir güne sakladım
Gidecek onca yol varken
Acaba geri gelmeli miydim
Ah çeksem yeridir
Bu yer yıllar,yıllar ötede;
İki yol ormana girmiş ve
Ben en az gidilmişi seçmiştim
İşte bu fark yarattı.
Robert Frost (1916)