Kalkamıyorum yerimden, Fundalığa doğru bir ateş ettim, yaralı yoldaşın kapıldığı garip güdü bana da bulaştı herhalde. Ardından da, kurtuluş çaresi kalmadığına göre, nasıl ölmeli, en iyisi, diye düşünmeğe koyuldum. Jack London'un eski bir öyküsü geldi aklıma: Öykünün kahramanı, bir ağaca dayanır, Alaska'nın buz kesen bir düzlüğündedir, donacağını bilir, şanıyla ölmeğe karar verir. O zaman düşündüklerimden bir bu geliyor aklıma. Yere diz çökmüş biri, "Teslim olalım!" diye haykırdı, derken geriden biri kükredi (sonra öğrendim, Camilo Cienfuegos'mus): "yok öyle şey! Teslim olanın!.. anasını, avradını!" diye dayandı.