On beş bin domates üreten domates fidanım duymuş muydunuz? Bu tür bitkiler Tsukuba Bilim ve Teknoloji Fuarı'nda 1985 yılında sergilenmişti. İnsanların çoğu onların biyoteknoloji ürünü olduğunu düşündü ama aslında normal de yirmi ya da otuz domates üreten sıradan bir domates cinsinin tohumlarından türetilmişlerdi. Sırları, eğer biyoteknoloji değildiyse, neydi? Bu bitkiler hidroponik yöntemle, yani günışığı ve besin maddeleriyle zenginleştirilmiş su içinde yetiştirilmişti. Diğerlerinden tek farkları, toprakta değil de suda büyümüş olmalarıydı. Normalde, toprak bitkiler için elzemdir. Bitkiler köklerini toprağa salarak büyümeleri için gerekli besin ve nemi emerler. Elbette günışığına ve havaya da ihtiyaçları vardır ama yine de toprak her zaman tarımın en önemli bileşenlerinden biri olarak görülmüştür. Toprak bilimci Shigeo Nozawa ise, bunun tam aksinin geçerli olduğunu düşünüyordu. Toprağın köklerin, dolayısıyla da bitkinin büyüme kapasitesini sınırladığı inancıyla, suyun içinde bitki yetiştirmeye başladı. Böylece kökleri hapsolmaktan kurtarıp doğanın armağanlarını özgürce somurmalarını sağladı. Geliştirdiği yöntem "hidroponik tarım" olarak adlandırılır ve bu sayede normal domates fidesinin bin misli meyve veren domates fideleri elde edilmiştir. Nozawa yaşamı bir domates fidesi üzerinden görebilmişti. Bundan da anlaşılacağı gibi; domateslerde bile hayal ettiğimizin çok üzerinde bir potansiyel vardır. Eğer Nozawa'nun felsefesi gizil güçlerinin farkına varmaları için bitkilere yardımcı olduysa, aynı felsefeyi insanoğluna uyarlarsak acaba neler olur?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Genler insanların fiziksel sürekliliğini sağlar ama ruh farklı bir boyuta aittir. Her bir geni deşifre etsek bile ruhu anlayamayız. Bu, bizim için her zaman tanrısal bir giz olarak kalacaktır ve belki de böyle olması gerekmektedir.
Eğer çevrenizi ve etkileşim halinde olduğunuz insanları hiç değiştirmez, hep aynı yerde kalır ve ayrı işi yaparsanız; bakış açınız da dâhil olmak üzere, her şey aynı kalacaktır. Buraya ait olmadığınız duygusuna hiç kapılmadan aynı çevrede kalırsanız, bu çevrenin sınırlarının ötesindeki hayatı asla tanıyamazsınız. Hem zihinsel hem de bedensel olarak canlanmak için alışkanlıklarınızdan düzenli aralıklarla silkinin.