‘‘Siz ikiniz savaştan önce hep böyle flört mü edersiniz? Ne güzel,” diye ekledi Victra.
“Onları bir de Enstitü’de görmeliydin; ilk uluyuşta aşk” diye katıldı Kısrak gülerek.
“Videoları gördüm! Ne harika bir çift.”
Ben onun elini almıştım, o da benim bir dostumu almıştı. Hayatta kalmak için her şeyi yapardı. Şimdi onu bu tanrılar dünyasında böylesine küçük ve basit bir halde izlerken, kendisini reddetmiş bir babaya; ufak tefekliğine, zayıflığına kahkahalarla gülen ve kazanmak için her şeyi yapması gerektiğini ona söyleyip sonra da onu yamyamlıkla suçlayan Toplum’a karşı asilce mücadele eden bir kahraman gibi görünüyordu. Gerçekten de, tuhaf bir şekilde benim gibiydi. Kendine yeni bir el taktırabilirdi ama bunu yapmamayı, sakatlığını bir utanç kaynağı yerine bir onur madalyası gibi taşımayı seçmişti.