Sonradan anladım ki hayatımı da bu nedensiz ve hiçbir işe yaramayan ama benim için çok önemli olduğunu sandığım garip aceleciliklerle tüketmişim. Bunu insan ya bir kuyunun başında anlayabilirdi ya bir cenazede ya da yıkılmış bir evin ortasında.
Emine Altınkaynak'ın daha önce de Kendine Dolanan Sarmaşık'ını okumuş ve beğenmiştim. Akrebin Kışı ise tamamen bambaşka, usta işi öykülerden oluşuyor. Her bir öykü ayrı bir dünya ve her karakter ayrı ayrı, birbirine hiç benzemeden ve karışmadan kotarılmış. Kitaba adını veren Akrebin Kışı öyküsüne ayrı bir hayran kaldım. Zamanla, geçmişle ve bellekle bocalayan karakteri çok iyi işlemiş yazar.