Bu kitap, 20. yüzyılda yaşayan siyahi bir kadının hayatını anlatıyor. Maud Martha, siyahi olduğu için toplumda göz ardı edilmesinin yanı sıra kız kardeşi kadar güzel olmadığı için ailesinde de pek önemsenmeyen bir kızdır. Fakat bütün bu olumsuzluklar karşısında pozitifliğini korumayı başarıyor ve hayattaki güzelliklere odaklanabiliyor. Bu çok hoşuma gitti. Çünkü bazı kitaplarda olduğu gibi her şeye toz pembe bakalım mutlu olalım havasıyla verilmemişti bu düşünce. Yaşadığı her şeyi olgunlukla karşılamayı öğrenen bir kadın Maud Martha. En sevdiğim sahnelerden birisi de şu oldu: Maud Martha öleceğini düşünüyor ve kendi kendine "İyi bir hayat yaşadım ve hazırım." diyebiliyor ve bence önemli olan da bu. Dönüp baktığımızda güzel hatırlayabileceğimiz bir hayata sahip olmak.