Şayet insanın "tanıdığı", her şeyin isteklerini tatmin etmiyorsa, daha ziyade onu korkutuyor ve ürpertiyorsa, bunun sonucunu "dilemekte" değil de, "tanımakta" arayabilmek ne kadar tanrısal bir bahane!..
Sert yargılarsak, "şartsız" bilim yoktur, böyle bir düşünce düşünülemezdir, paralojiktir: bilimin onun içinden varoluşa doğru bir yön, bir anlam, bir sınır, bir metot, bir hak kazanabilmesi için, öncelikle bir felsefenin, bir "inancın" var olması gerekiyor.