İlk okula gidiyordum. Yeşil parkaya benzer bir mont almıştık. Çok heyecanlı ve mutluydum. Bir akrabamız gördü ve "Bu ne böyle Deniz Gezmiş parkası gibi, alacak başka bir şey bulamadınız mı?" Sonra babam duydu ve çok öfkelendi söylenmeye başladı: "Siz ona kurban olun, sizin gibi zihniyetler astı onları..." ve giderek artan bir gerginlik... Annem babamı susturmaya çalıştı, koluna girdi sakin ol dedi... Sonrası ne oldu bilmiyorum. Aklımda kalan ve hiç unutmadığım bir anımdır. İlk kez o gün duymuştum Deniz Gezmiş ismini. Kimdi neler olmuştu o gün anlam verememiştim. Sırf montum onun montuna benziyor diye neydi bu gerginlik merak etmiştim ama kaldı öyle.
Bazı günler babam televizyona dikkat kesilir, sessizce izler sonra bir iç çekerdi. Televizyonda siyah beyaz görüntüler, askerler mahkeme salonu, ve gençler... O gün farkli olurdu babam. Daha sessiz, daha hüzünlü ve aynı zamanda öfkeli. Şimdi anlıyorum o gün meğerse 6 Mayıs'mış...
Küçük bir kasabada doğdum büyüdüm. Adı köy değil ama köy gibi bir yer. Babam da aynı yerde doğmuş büyümüş. İkimizde aynı lisede okumuşuz. Şehir merkezindeki en eski lise. Ben mezun oldum ama babam lise 2 terk. Sebebi dönem siyasi olayları ve babamin Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına olan hayranlığı. Cok zeki bir adamdır babam. Sessiz, cok sinirli... Hiç sıkı bir baba kız ilişkimiz olmadı. Çok kızdım affedemedim uzun yıllar. Ama artık babamı çok iyi anlıyor ve ona çok üzülüyorum. Ve böyle bir babanın kızı olduğum için gurur duyuyorum. Bize yaşattığı her sey için içimde hala kırgın bir çocuk olsada. Ama iyi ki diyebiliyorum. Hele geçen yıl bana bakarken ki gözündeki ışığı gördüğümden beri... İlk kez geçen yıl Atamız hakkında konuşurken babamın bana bakarken gözlerinin ışık saçtığıni gördüm. Sen artık benim has kızım olmuşsun dedi.
Babam kitap okuyan