Uğur Ögtem, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor

Yaşarken kendini üstün görenler, ölürken en çok korkanlardır.

Başlangıç, Dan Brown (Sayfa 348)Başlangıç, Dan Brown (Sayfa 348)
şule uzundere, Kamelyalı Kadın'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 37 günde · Beğendi · 10/10 puan

“Bana kalırsa, bir dil ancak iyice öğrenildikten sonra konuşulabildiği gibi, roman kahramanları da insanlar iyice incelendikten sonra yaratılabilirler.”

Kitabımız bu cümleyle başlıyor. En güzel roman başlangıçlarından biri sayılabilir.

Dünya edebiyatında iki Alexandre Dumas var. Biri baba diğeri oğul. Baba olan Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler gibi macera kitapları yazmış. Oğlun en bilinen eseri Kamelyalı Kadın.

Kitabı ne zaman okuduğumuz ve okurken hangi ruh halinde olduğumuz kitabı beğenip beğenmememizi direkt olarak etkiliyor. Bunu hep bilirdim de Kamelyalı Kadın’da bir kez daha anladım.

Kitabın klasik Türk filmlerine benzer bir konusu var. İyi aile çocuğu, utangaç erkek; kötü yola düşmüş, arsız kadına âşık oluyor. Kadın başlangıçta adamla alay etse de zamanla onu seviyor. Peki, toplum ve şartlar çiftimizin mutlu olmasına izin verecek mi? Bunu da kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz.

Konusu hiçbir orijinallik barındırmayan bu romantik kitabı üslubundan mı yoksa dediğim gibi uygun zamanda uygun ruh haliyle okuduğumdan mı bilmem kitabı çok sevdim. Akşam saatlerinde başladım ve elimden bırakamayıp gece bitirdim. Bir film izliyormuş gibi okudum kitabı ya da tanıdığım birinin aşk macerasını dinliyormuş gibi. Kitap beni içine çekti ve olacakların hepsini tahmin etmeme rağmen elimden bırakamadan okudum.

Klasiklere mesafeli olanlara özellikle öneriyorum Kamelyalı Kadın’ı. Klasiklere hoş ve hafif bir başlangıç için ideal bir kitap. Romantizm sevenler de kaçırmamalı.

Fahriye, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

Sen hiç bir zaman aynı olmadın! Her saniye değişiyorsun, güneşin her saniye günün içinde dolaşması gibi..

Başlangıç, Eyüp BağBaşlangıç, Eyüp Bağ
hltsevim, Sergüzeşt'i inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Kitabın Yorumu
Türk roman yazım tarihinde, gündelik hayata dair gerçek durumları anlatan ilk ve önemli yazarlardan olan Samipaşazade Sezai (Tanzimat yazarlarından/ Jöntürklerden); kendisini üne kavuşturan “Sergüzeşt“ adlı romanında/roman denemesinde; Kafkasya’dan esir olarak İstanbul’a getirilen genç bir kızın (Dilber) yaşadığı trajik esaret hayatını anlatır.
Kitabın başında yer alan yazarın 1924 tarihli önsözü, edebiyat tarihi bakımından bir vesikadır. Okuduğumuz kitap, 1989’da basılan romanın işte bu ikinci baskısının sadeleştirilmiş halidir. Bu nedenle, cümleleri uzun ve tasvirleri detaylı da olsa, dili kolaylıkla anlaşılıyor.
Romanda, Dilber’in; ucuz bir fiyata sahibesine satılması ve ilk sahibesinin yanında gördüğü zulüm, evden kaçışı, âşık olması, Mısır’a gidişi ve nihayet Nil’in girdaplarında ölümü konu edilir.
Romanın ana temasının, “özgürlük ve insan onuru” olduğunu düşünüyorum. Yazar, önsözde; “En büyük eserler duyguyla değil, fikirle yazılır.” diyor. Romanda; geleneksellik – batılılaşma çekişmesi gibi fikri konuların yanında, yazarın diplomatik görevleri ve yurt dışı geçmişinin izleri de görülüyor. Yine o dönem de sahneye konan “Faust Tiyatrosu” gibi sanatsal bir faaliyete de vurgu yapılıyor.
İlk roman denemelerinden olan “Sergüzeşt”te, yazarın anlatım tarzının günümüz romanlarından farkı daha ilk sayfalarda hissediliyor. Yazar; romanın akışı içinde, bazen romana adeta ara vererek okura açıklamalar da bulunuyor, hatta kendi hislerini de anlatıyor ve bazen doğrudan roman kahramanına samimi hitaplarda bulunarak onunla diyaloğa giriyor.
İlk klasik romanlarımızdan sayılan bu romanı fazla eleştirmek belki haddimiz değil ama okuyunca; kitapta Türk Romanının ilk hallerini, bebeklik ve emekleme dönemini görüyor, günümüz romancılığının aslında epey yol aldığını da düşünüyoruz.
Kitabı tamamlayıp, kapağını kapatınca okurun aklında; biraz karanlık ve hüzünlü olarak 130 yıl öncenin tarihi bir resmi canlanıyor. Okur, özellikle; güçlünün güçsüzü sömürdüğü, zengin - fakir ayrımının daha acımasız olduğu, daha sert bir hayat tarzının yaşandığını anlıyor.
Sonuç olarak; “Özgürlük vurgusunun ve erdemin” ön planda tutulduğu, didaktik bir yaklaşıma sahip bir roman olan “SERGÜZEŞT”i, romancılığımızın başlangıç dönemlerini okumak isteyenlere ve tabii ki; edebiyat tarihi için önemli olduğundan ortaöğretim öğrencilerine rahatlıkla tavsiye ediyoruz.

Bade ϜϓſϞ, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

"Başladığında bitmektir bazı hikâyelerin kaderi. Zirâ kelâm kaderidir insanın ve başlangıç cümlelerinde saklıdır yaklaşan fırtına."

Sahibine Adanmış Mektuplar, Kubilay Kavak (Sayfa 7 - Tün)Sahibine Adanmış Mektuplar, Kubilay Kavak (Sayfa 7 - Tün)
Tuğba Karaca, bir alıntı ekledi.
10 saat önce

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... 

O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...

Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. 
Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. 

O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.

Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.

Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. 

Senin ve benim gibi...

Az, Hakan GündayAz, Hakan Günday

Denizler uyanır , okyanus olur ¿
Dünden bugüne ümidi kesmiş gibiyiz. Bu hâlden yarın da payını almış, bütün fenalıklar bir ömür devam edecek sanmışız. Zamyatin, "Ve yarın... Ne? Kimse bilemez. Anlıyor musun? Ne ben ne başkası bilebilir. Yarın, bilinmezdir." demiş, duymamışız. Yeni bir gün doğar, karanlıklar dağılır, kuşlar uçar, denizler uyanır sevgili okur. Her yarın yeni bir başlangıç için ne güzel bir şanstır..