(Yine Kierkegaard – İnancın sıçrayışı)
Belki de gerçek kimlik,
bir “olma” hâli değil de,
olmayı sürekli reddetme hâlidir.
Çünkü her kabul, biraz teslimiyet getirir.
Ve ben teslim olmadım.
Sadece sustum.
Çünkü belki,
en hakiki kimlik,
adını koymadığımız kimliktir.
Henüz tanımlanmamış,
ama hissedilen bir varlık:
Kendi içinde yankılanan bir boşluk sesi.
---
Tık tık.
Kim o?
Ben…
...vesran içindeki canavar.
Karanlıkta tuttuğun,
gün ışığında adını unuttuğun,
göz göze gelmekten korktuğun ben.
Yüzü olmayan bir benlik,
ama sesim sende çınlıyor değil mi?