Durumları konusunda bilgi aldığı, sevinçten, küçük hazlardan yoksun, bir kenara itilmiş, hiçbir hesaba katılmamış, yaşamış, sevmiş, unutulmuş, bir zamanlar birileri olup da sonra hiç var olmamış, iz bırakmadan geçip gitmiş olan "öndekiler" için yumruğunu havaya kaldırıp Tanrısıyla kavga eden bir adamın hikayesi..Kimdir "öndekiler"? Oldukları şey olmaktan çıkıp da eskisi gibi hesaba katılmayan sen, ben, o.. Bay Salomon..Hiç tanımadığı kimselere "iyi titreşimler" göndererek onların diğer tarafa bir parça da olsa mutlu gitmelerini sağlayan bir Kral..Kral dediysem ülkesi ve tebaası olan birinden bahsetmiyorum, aksine hiç kimsesi olmayan bir yapayalnız. Karşı çıkan bir adamdır o, gösteri yapan bir adam. Çoktan unutulmuş, toz zerresi olmuş önemsiz kişilerin anılarını yaşatmak üzere eskicilerden kartpostal toplayıp buluşma yerlerine giden, kartpostallarda verilen ama 1920'lerde kalmış adresleri arayıp bulan ve saygısını sunan bu Kral, şöyle diyor: "Çocuk dünyaya gelir gelmez ne yapar? Bağırmaya başlar. Bağırır da bağırır. Neden bağırır peki? Hazır giyim başlamaktadır da ondan..Acılar, sevinçler, korku, sıkıntı, bunalım demeyelim hadi...yaşam ve...kısaca bütün gerisi. Sonra avuntular, umutlar, kitaplardan öğrenilen ve adına çoğul olarak felsefe denilen şeyler...Bunlar da hazır giyimdir. Kimi zaman çok eskidir bu hazır giysi, hep aynı kalır, kimi zaman da günün beğenisine göre bir yenisi bulunur..."