Belki de en sevdiğimiz alıntılar, hikâyelere ve alıntıladığımız insanlara nazaran kendimiz hakkında daha çok şey anlatıyordur.
-John Green
Bizi anlayanlar içimizde bir şeyi zincire vururlar.
Bir defasında annesine neden kendisini model olarak kullanmadığını, neden hiç kızının resmini yapmadığını sormuştu. "Bir şeyi çizmek, onu sonsuza dek yakalamaya çalışmaktır," demişti Jocelyn kot pantolonuna kadminyum mavisi boya damlatan fırçayla yere otururken. "Bir şeyi gerçekten seviyorsan onu asla sonsuza dek olduğu gibi tutmaya çalışmazsın. Değişmesi için serbest bırakman gerekir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sorun değil." Jace onun yüzüne elinin tersiyle nazikçe dokundu. "Bazen kendi zihninin derinliklerinde tamamen kayboluyorsun,"dedi. "Keşke peşinden gelebilseydim."
Geliyorsun zaten, diye düşündü Clary. Sürekli zihnimde yaşıyorsun.
"Guguk kuşu," dedi kadın. "Bilirsin, guguk kuşları asalaktır. Yumurtalarını diğer kuşların yuvalarına bırakırlar. Yavru yumurtadan çıktığında, bebek guguk kuşu diğer yavru kuşları yuvadan atar. Çaresiz anne ve baba kuşlar, bebeklerini öldüren ve yerlerini alan bu iri guguk kuşu bebeği besleyecek yeterli yiyeceği bulmak için ölümüne çalışır."
"Iri?" dedi Jace. "Bana şişman mı demek istedin?"
"Bu bir benzetme."
"Ben şişman değilim."
Ah Şu Acı Dil
Sokaklarını biliyorum senin, tatlı şehir.
İblis ve meleklerin, tıpkı kuşlar gibi,
Nerede toplanıp hangi dalına tünediğini biliyorum.
Kalbimden akıyormuşsun gibi tanıyorum seni nehir.
Ben senin savaşçı kızınım.
Bir fıskiyedeki su damlaları gibi,
Seni de vücuda getiren harfler var.
Temelini senin oluşturduğun
Diller var.
Ve o dilleri konuştuğumuzda
Şehir ayağa kalkar.
-Elka Cloke