Herkese merhaba, ilk olarak kitabın arkasını sizlerle paylaşmak isterim.
.
.
.
Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen John Steinbeck'in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Tomris Uyar'ın sunuş yazısında belirttiği gibi, "Insanoğlunun umudunun, var olma direncinin seyreldiği bir tarih anında olanca görkemiyle gerçek umudun türküsünü söylemiştir. Tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun." Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir.
Bir Meksika halk hikâyesinden esinlenmiş İnci, bir zamanlar İspanya Kralı'na büyük zenginlikler getiren bir koyda yaşayan fakir bir inci avcısının kino'nun ve ailesinin hikâyesini anlatır. Kino'nun çocuğunu kurtarmak umuduyla daldığı denizden çıkardığı eşi benzeri görülmemiş inci, yalnızca umut değil yıkım da getirecektir. Incinin özü insanların özüne; Kino'nun kulaklarında çınlayan ve kasabaya yayılan Incinin Türküsü, ailenin, kötülüğün, umudun ve düşmanlığın türküsüne karışacaktır.
Steinbeck, Kino'nun derinliklerden söküp çıkardığı inci ile içinde yaşadığımız dünyaya ve insanın dramına ışık tutuyor.
.
.
.
Bu kitap sevgili Kino'nun Inciyi bulduktan sonra kapıldığı hırsı, Juana'nın ona baştan beri söylediği yakarışları, Kino'nun hep beyninin içinde olan Ailenin Türküsününün Kötülüğün Türküsüne karşı savaşı ve zavallı Coyotito'nun sonunu, Incini peşine düşen hırsızları ve doktoru, inci satıcılarının oyununu; saz kulübe sakinlerinin, dilencilerin dedikodularını, acıma duygusunun, sinsiliğin ve o anlık kararların önemininin hakim olduğu bu dünyayı en güzel örneklerle ve akıcı bir dilde bize sunmuş.
.
.
.
Ben kitabı beğendim eğer bu anlattıklarım sizin ilginizi çektiyse ve kitaplardaki tasvirlemeleri